Mektubat - Fihrist
- MEKTUBAT
- Birinci Mektub
- İkinci Mektub
- Üçüncü Mektub
- Dördüncü Mektub
- Beşinci Mektub
- Altıncı Mektub
- Yedinci Mektub
- Sekizinci Mektub
- Dokuzuncu Mektub
- Onuncu Mektub
- Onbirinci Mektub
- Onikinci Mektub
- Onüçüncü Mektub
- Ondördüncü Mektub
- Onbeşinci Mektub
- Onaltıncı Mektub
- Onyedinci Mektub
- Onsekizinci Mektub
- Ondokuzuncu Mektub
- Mu'cizat-ı Ahmediye (A.S.M.)
- BİRİNCİ NÜKTELİ İŞARET
- İKİNCİ NÜKTELİ İŞARET
- ÜÇÜNCÜ NÜKTELİ İŞARET
- DÖRDÜNCÜ NÜKTELİ İŞARET
- BEŞİNCİ NÜKTELİ İŞARET
- ALTINCI NÜKTELİ İŞARET
- YEDİNCİ NÜKTELİ İŞARET
- SEKİZİNCİ İŞARET
- DOKUZUNCU İŞARET
- ONUNCU İŞARET
- ONBİRİNCİ İŞARET
- ONİKİNCİ İŞARET
- ONÜÇÜNCÜ İŞARET
- ONDÖRDÜNCÜ İŞARET
- ONBEŞİNCİ İŞARET
- ONALTINCI İŞARET
- ONYEDİNCİ İŞARET
- ONSEKİZİNCİ İŞARET
- ONDOKUZUNCU NÜKTELİ İŞARET
- Bir İkram-ı İlahî ve Bir Eser-i İnayet-i Rabbaniye
- Mu'cizat-ı Ahmediye'nin Birinci Zeyli
- Yirminci Mektub
- Yirmibirinci Mektub
- Yirmiikinci Mektub
- Yirmiüçüncü Mektub
- Yirmidördüncü Mektub
- Yirmibeşinci Mektub
- Yirmialtıncı Mektub
- Yirmiyedinci Mektub
- Yirmisekizinci Mektub
- Yirmidokuzuncu Mektub
- Birinci Kısım@Yirmidokuzuncu
- İkinci Risale olan İkinci Kısım
- Üçüncü Risale olan Üçüncü Kısım
- Beşinci Risale olan Beşinci Kısım
- Altıncı Risale olan Altıncı Kısım
- Altıncı Risale olan Altıncı Kısmın Zeyli
- Yedinci Kısım
- Sekizinci Kısım olan Rumuzat-ı Semaniye
- Dokuzuncu Kısım
- Zeyl
- Birinci Hatvede
- İkinci Hatvede
- Üçüncü Hatvede
- Dördüncü Hatvede
- Hâtime
- Elhasıl
- Otuzuncu Mektub
- Otuzbirinci Mektub
- Otuzikinci Mektub
- Otuzüçüncü Mektub
- İşarat-ı Gaybiye hakkında bir takriz
- Hakikat Çekirdekleri
- Fihriste-i Mektubat
- Hakikat Işıkları
Mektubat - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Mektubat - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
asâ-yı Musa gibi birer mu'cizedir. Fakat asâ-yı Musa, vefat-ı Musa'dan sonra vech-i i'cazı kalmadı. Fakat şunlar bâki kaldılar.
ONÜÇÜNCÜ İŞARET:
Mu'cizat-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hem mütevatir, hem misalleri pek çok bir nev'i dahi; hastalar ve yaralılar nefes-i mübarekiyle şifa bulmalarıdır. Şu nevi mu'cize-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm), nev'i itibariyle manevî mütevatirdir. Cüz'iyatları, bir kısmı dahi manevî mütevatir hükmündedir. Diğer kısmı âhâdî ise de, ilm-i hadîsin müdakkik imamları tashih ve tahric ettikleri için, kanaat-ı ilmiye verir. Biz de pek çok misallerinden birkaç misalini zikredeceğiz:
Birinci Misal:
Allâme-i Mağrib Kadı-yı Iyaz, Şifa-i Şerif'inde, ulvî bir an'ane ile ve müteaddid tarîklerle, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hâdimi ve bir kumandanı ve Hazret-i Ömer'in zamanında ordu-yu İslâmın baş kumandanı ve İran'ın fâtihi ve Aşere-i Mübeşşere'den olan Hazret-i Sa'd İbn-i Ebî Vakkas diyor:
Gazve-i Uhud'da ben Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanında idim. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o gün kavsi kırılıncaya kadar küffara oklar attı. Sonra bana okları veriyordu. "At!" diyordu. Nasl'sız, yani okun uçmasına yardım eden kanatları olmayan okları verirdi. Ve bana emrederdi: "At!" Ben de atardım. Kanatlı oklar gibi uçardı, küffarın cesedine yerleşirdi. O halde iken, Katade İbn-i Nu'man'ın gözüne bir ok isabet etmiş, gözünü çıkarıp, gözünün hadekası yüzünün üstüne indi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm mübarek, şifalı eliyle onun gözünü alıp, eski yuvasına yerleştirip, iki gözünden en güzeli olarak, hiçbir şey olmamış gibi şifa buldu. Şu vakıa çok iştihar etmiş. Hattâ Katade'nin bir hafidi, Ömer İbn-i Abd-il Aziz'in yanına geldiği vakit, kendini şöyle tarif etmiş: "Ben öyle bir zâtın hafidiyim ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onun çıkmış gözünü yerine koyup, birden şifa buldu. En güzel göz o olmuş." diye, nazm suretinde
{(Haşiye):
اَنَا ابْنُ الَّذ۪ى سَالَتْ عَلَى الْخَدِّ عَيْنُهُ ٭ فَرُدَّتْ بِكَفِّ الْمُصْطَفٰى اَحْسَنَ الرَّدِّ فَعَادَتْ كَمَا كَانَتْ لِاَوَّلِ اَمْرِهَا ٭ فَيَا حُسْنَ مَا عَيْنٍ وَيَا حُسْنَ مَا رَدّ
}
Hazret-i Ömer'e söylemiş; onun ile kendini tanıttırmış.
Hem nakl-i sahih ile haber verilmiş ki: Meşhur Ebî Katade'nin, Yevm-i Zîkarad denilen gazvede, bir ok mübarek yüzüne isabet etmiş. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, mübarek eliyle meshetmiş. Ebî Katade der ki: "Kat'iyyen ve aslâ ne acısını ve ne de cerahatini görmedim."
ONÜÇÜNCÜ İŞARET:
Mu'cizat-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hem mütevatir, hem misalleri pek çok bir nev'i dahi; hastalar ve yaralılar nefes-i mübarekiyle şifa bulmalarıdır. Şu nevi mu'cize-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm), nev'i itibariyle manevî mütevatirdir. Cüz'iyatları, bir kısmı dahi manevî mütevatir hükmündedir. Diğer kısmı âhâdî ise de, ilm-i hadîsin müdakkik imamları tashih ve tahric ettikleri için, kanaat-ı ilmiye verir. Biz de pek çok misallerinden birkaç misalini zikredeceğiz:
Birinci Misal:
Allâme-i Mağrib Kadı-yı Iyaz, Şifa-i Şerif'inde, ulvî bir an'ane ile ve müteaddid tarîklerle, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hâdimi ve bir kumandanı ve Hazret-i Ömer'in zamanında ordu-yu İslâmın baş kumandanı ve İran'ın fâtihi ve Aşere-i Mübeşşere'den olan Hazret-i Sa'd İbn-i Ebî Vakkas diyor:
Gazve-i Uhud'da ben Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanında idim. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o gün kavsi kırılıncaya kadar küffara oklar attı. Sonra bana okları veriyordu. "At!" diyordu. Nasl'sız, yani okun uçmasına yardım eden kanatları olmayan okları verirdi. Ve bana emrederdi: "At!" Ben de atardım. Kanatlı oklar gibi uçardı, küffarın cesedine yerleşirdi. O halde iken, Katade İbn-i Nu'man'ın gözüne bir ok isabet etmiş, gözünü çıkarıp, gözünün hadekası yüzünün üstüne indi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm mübarek, şifalı eliyle onun gözünü alıp, eski yuvasına yerleştirip, iki gözünden en güzeli olarak, hiçbir şey olmamış gibi şifa buldu. Şu vakıa çok iştihar etmiş. Hattâ Katade'nin bir hafidi, Ömer İbn-i Abd-il Aziz'in yanına geldiği vakit, kendini şöyle tarif etmiş: "Ben öyle bir zâtın hafidiyim ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onun çıkmış gözünü yerine koyup, birden şifa buldu. En güzel göz o olmuş." diye, nazm suretinde
{(Haşiye):
اَنَا ابْنُ الَّذ۪ى سَالَتْ عَلَى الْخَدِّ عَيْنُهُ ٭ فَرُدَّتْ بِكَفِّ الْمُصْطَفٰى اَحْسَنَ الرَّدِّ فَعَادَتْ كَمَا كَانَتْ لِاَوَّلِ اَمْرِهَا ٭ فَيَا حُسْنَ مَا عَيْنٍ وَيَا حُسْنَ مَا رَدّ
}
Hazret-i Ömer'e söylemiş; onun ile kendini tanıttırmış.
Hem nakl-i sahih ile haber verilmiş ki: Meşhur Ebî Katade'nin, Yevm-i Zîkarad denilen gazvede, bir ok mübarek yüzüne isabet etmiş. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, mübarek eliyle meshetmiş. Ebî Katade der ki: "Kat'iyyen ve aslâ ne acısını ve ne de cerahatini görmedim."
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi