Lem'alar - Fihrist
- LEM'ALAR
- Birinci Lem'a
- İkinci Lem'a
- Üçüncü Lem'a
- Dördüncü Lem'a
- Beşinci Lem'a
- Altıncı Lem'a
- Yedinci Lem'a
- Sekizinci Lem'a
- Dokuzuncu Lem'a
- Onuncu Lem'a
- Onbirinci Lem'a
- Onikinci Lem'a
- Onüçüncü Lem'a
- Ondördüncü Lem'a
- Onbeşinci Lem'a
- Onaltıncı Lem'a
- Onyedinci Lem'a
- Onsekizinci Lem'a
- Ondokuzuncu Lem'a
- Yirminci Lem'a
- Yirmibirinci Lem'a
- Yirmiikinci Lem'a
- Yirmiüçüncü Lem'a
- Yirmidördüncü Lem'a
- Yirmibeşinci Lem'a
- İhtar ve İtizar
- BİRİNCİ DEVA
- İKİNCİ DEVA
- ÜÇÜNCÜ DEVA
- DÖRDÜNCÜ DEVA
- BEŞİNCİ DEVA
- ALTINCI DEVA
- ALTINCI DEVA
- YEDİNCİ DEVA
- SEKİZİNCİ DEVA
- DOKUZUNCU DEVA
- ONUNCU DEVA
- ONBİRİNCİ DEVA
- ONİKİNCİ DEVA
- ONÜÇÜNCÜ DEVA
- ONDÖRDÜNCÜ DEVA
- ONBEŞİNCİ DEVA
- ONALTINCI DEVA
- ONYEDİNCİ DEVA
- ONSEKİZİNCİ DEVA
- ONDOKUZUNCU DEVA
- YİRMİNCİ DEVA
- YİRMİBİRİNCİ DEVA
- YİRMİİKİNCİ DEVA
- YİRMİÜÇÜNCÜ DEVA
- YİRMİDÖRDÜNCÜ DEVA
- YİRMİBEŞİNCİ DEVA
- Yirmibeşinci Lem'anın Zeyli
- Yirmialtıncı Lem'a
- Yirmiyedinci Lem'a
- Yirmisekizinci Lem'a
- Yirmidokuzuncu Lem'a
- Otuzuncu Lem'a
- Otuzbirinci Lem'a
- Otuzikinci Lem'a
- Otuzüçüncü Lem'a
- Münacat
- Fihrist
Lem'alar - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Lem'alar - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Birincisi: Her mevcud, basit bir madde olmadığı gibi camid ve tegayyürsüz dahi olmadığından; ve hem de zerrelerden teşekkül ettirilmiş gayet acib bir makine ve gayet hârika bir saray olmakla beraber, zahirî ve bâtınî duygularla mücehhez bulunduğundan, kâinatla alâkası vardır. İşte herbir mevcud Hâlık-ı Külli Şey'e isnad edilmeyip, "kendi kendine teşekkül ediyor" denilse; o vakit herbir mevcudun herbir zerresine, bir Eflatun'a bedel binler Eflatun kadar ilim ve şuur vermek gibi hurafecilik ve divaneliğin en büyüklerinin ortasına düştüğünü beyan edip, isbat eder.
İkincisi: Herbir mevcud, bilhâssa ferd-i insan; birbiri içinde yerleştirilmiş binler kubbeli bir saray ve herbir kubbesi binler zerratın başbaşa vermesiyle teşekkül etmiş acib nakışlı garib bir san'at-ı hârika olduğu halde, "Bu masnuat bir Sâni'-i Vâhid'in eser-i san'atı değildir, kendi kendine teşekkül ediyor." denilse, hadsiz ve hudud altına alınmayan zerrat-ı vücudiye adedince muhaller ortaya çıkar ki; bu mefkûre sahiblerini cehlin en müntehasında oturtarak, echeliyetle techil eder.
Üçüncü Muhal: Sâni'-i Zülcelal'in icadı olan herbir masnu, kalem-i kader-i ezelînin bir mektubu olmazsa, "esbab-ı âlem icad ediyor" denilse; o vakit o esbab, evvelâ o masnuun bedenindeki hüceyrelerinden tut, binler mürekkebat adedince tabiat kalıbları, demir kalemleri ve harfleri ve hattâ bu demir harfleri ve kalemleri ve kalıbları dökmek için birçok fabrikalar ve bu fabrikaların inşası için, keza fabrikaların vücudu lâzım gelir. Ve hâkeza bu teselsül gittikçe gidecek. Bu nâmütenahî muhalatı intac eden bu fikri kabul edenler, bu hakikattan yedikleri silleden ayılıp, bu fikirlerinden vazgeçmelidirler, der.
ÜÇÜNCÜ KELİME:
"İktezathü-t Tabiat" yani tabiat iktiza ediyor. Bu idlâl edici mudıll fikrin pek çok muhalatından üç muhalinin
Birincisi şudur ki: Şems-i Ezelî'nin kalem-i kader ve kudreti olan alîmane, basîrane, hakîmane san'at-ı icad, o Zât-ı
İkincisi: Herbir mevcud, bilhâssa ferd-i insan; birbiri içinde yerleştirilmiş binler kubbeli bir saray ve herbir kubbesi binler zerratın başbaşa vermesiyle teşekkül etmiş acib nakışlı garib bir san'at-ı hârika olduğu halde, "Bu masnuat bir Sâni'-i Vâhid'in eser-i san'atı değildir, kendi kendine teşekkül ediyor." denilse, hadsiz ve hudud altına alınmayan zerrat-ı vücudiye adedince muhaller ortaya çıkar ki; bu mefkûre sahiblerini cehlin en müntehasında oturtarak, echeliyetle techil eder.
Üçüncü Muhal: Sâni'-i Zülcelal'in icadı olan herbir masnu, kalem-i kader-i ezelînin bir mektubu olmazsa, "esbab-ı âlem icad ediyor" denilse; o vakit o esbab, evvelâ o masnuun bedenindeki hüceyrelerinden tut, binler mürekkebat adedince tabiat kalıbları, demir kalemleri ve harfleri ve hattâ bu demir harfleri ve kalemleri ve kalıbları dökmek için birçok fabrikalar ve bu fabrikaların inşası için, keza fabrikaların vücudu lâzım gelir. Ve hâkeza bu teselsül gittikçe gidecek. Bu nâmütenahî muhalatı intac eden bu fikri kabul edenler, bu hakikattan yedikleri silleden ayılıp, bu fikirlerinden vazgeçmelidirler, der.
ÜÇÜNCÜ KELİME:
"İktezathü-t Tabiat" yani tabiat iktiza ediyor. Bu idlâl edici mudıll fikrin pek çok muhalatından üç muhalinin
Birincisi şudur ki: Şems-i Ezelî'nin kalem-i kader ve kudreti olan alîmane, basîrane, hakîmane san'at-ı icad, o Zât-ı
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi