Lem'alar - Fihrist
- LEM'ALAR
- Birinci Lem'a
- İkinci Lem'a
- Üçüncü Lem'a
- Dördüncü Lem'a
- Beşinci Lem'a
- Altıncı Lem'a
- Yedinci Lem'a
- Sekizinci Lem'a
- Dokuzuncu Lem'a
- Onuncu Lem'a
- Onbirinci Lem'a
- Onikinci Lem'a
- Onüçüncü Lem'a
- Ondördüncü Lem'a
- Onbeşinci Lem'a
- Onaltıncı Lem'a
- Onyedinci Lem'a
- Onsekizinci Lem'a
- Ondokuzuncu Lem'a
- Yirminci Lem'a
- Yirmibirinci Lem'a
- Yirmiikinci Lem'a
- Yirmiüçüncü Lem'a
- Yirmidördüncü Lem'a
- Yirmibeşinci Lem'a
- İhtar ve İtizar
- BİRİNCİ DEVA
- İKİNCİ DEVA
- ÜÇÜNCÜ DEVA
- DÖRDÜNCÜ DEVA
- BEŞİNCİ DEVA
- ALTINCI DEVA
- ALTINCI DEVA
- YEDİNCİ DEVA
- SEKİZİNCİ DEVA
- DOKUZUNCU DEVA
- ONUNCU DEVA
- ONBİRİNCİ DEVA
- ONİKİNCİ DEVA
- ONÜÇÜNCÜ DEVA
- ONDÖRDÜNCÜ DEVA
- ONBEŞİNCİ DEVA
- ONALTINCI DEVA
- ONYEDİNCİ DEVA
- ONSEKİZİNCİ DEVA
- ONDOKUZUNCU DEVA
- YİRMİNCİ DEVA
- YİRMİBİRİNCİ DEVA
- YİRMİİKİNCİ DEVA
- YİRMİÜÇÜNCÜ DEVA
- YİRMİDÖRDÜNCÜ DEVA
- YİRMİBEŞİNCİ DEVA
- Yirmibeşinci Lem'anın Zeyli
- Yirmialtıncı Lem'a
- Yirmiyedinci Lem'a
- Yirmisekizinci Lem'a
- Yirmidokuzuncu Lem'a
- Otuzuncu Lem'a
- Otuzbirinci Lem'a
- Otuzikinci Lem'a
- Otuzüçüncü Lem'a
- Münacat
- Fihrist
Lem'alar - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Lem'alar - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Hazret-i İbrahim'in zamanından evvel doğru olarak hükmedemiyor. Ya hurafe-vari, ya münkirane, ya gayet muhtasar gidiyor. Bu Yemenî Zülkarneyn, tefsirlerde eskiden beri İskender namıyla iştiharının sebebi, ya o Zülkarneyn'in bir ismi İskender'dir ki, İskender-i Kebir ve Eski İskender'dir. Veyahut âyât-ı Kur'aniyenin zikrettiği hâdisat-ı cüz'iyeler; küllî hâdisatın uçları olduğu cihetle:
Zülkarneyn olan İskender-i Kebir'in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail ve gaddarların garetlerine mani olacak meşhur sedd-i Çin'in binasını kurduğu gibi; İskender-i Rumî misillü müteaddid cihangirler ve kuvvetli padişahlar, maddî cihetinde ve manevî âlem-i insaniyetin padişahları olan bir kısım enbiya ve bazı aktab dahi manevî ve irşadî cihetinde o Zülkarneyn'in arkasında gidip iktida edip, mazlumları zalimlerden kurtaracak çarelerin mühimlerinden olan dağlar ortalarında sedleri,
{(Haşiye): Rûy-i zeminde mürur-u zamanla dağ şeklini almış, tanınmayacak bir surete gelmiş çok sun'î sedler vardır.}
sonra dağlar başlarında kal'aları kurmuşlar. Ya bizzât maddî kuvvetleriyle veyahud irşad ve tedbirleriyle tesis etmişler. Sonra şehirlerin etrafında surları ve ortalarında kal'aları, tâ son çare olan kırkikilik topları ve kal'a-i seyyar gibi diritnavtları yapmışlar. Hattâ rûy-i zeminin en meşhur seddi ve kaç günlük uzak bir mesafe tutan Sedd-i Çini, Kur'an lisanıyla Ye'cüc ve Me'cücün ve tabir-i diğerle tarih lisanında Mançur ve Moğol denilen ve âlem-i beşeriyeti kaç defa zîr ü zeber eden ve Himalaya Dağları'nın arkasından çıkan ve şarktan garba kadar harab eden akvam-ı vahşiye ve garetkâr milletlerin Hind ve Çin'deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için o Himalaya silsilelerine yakın iki dağ ortasında uzun bir sed yaptığı ve o akvam-ı vahşiyenin kesretle hücumlarına çok zaman mani olduğu gibi, Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için Zülkarneyn-misal eski İran padişahlarının himmetiyle sedler yapılmıştır. Bu neviden çok sedler var. Kur'an-ı Hakîm umum nev'-i beşer ile konuştuğu için, zahiren bir hâdise-i cüz'iyeyi zikredip, umum o hâdiseye benzer hâdisatı ihtar ederek konuşuyor.
İşte bu nokta-i nazardandır ki, Sedd'e ve Ye'cüc ve Me'cüce dair rivayetler ve akval-i müfessirîn, ayrı ayrı gidiyor.
Hem Kur'an-ı Hakîm, münasebat-ı kelâmiye cihetinde bir hâdiseden uzak bir hâdiseye intikal eder. Bu münasebatı düşünmeyen zanneder ki, iki hâdisenin zamanları birbirine yakındır. İşte Sedd'in harabiyetinden kıyametin kopmasını Kur'anın haber vermesi, kurbiyet-i zaman cihetiyle
Zülkarneyn olan İskender-i Kebir'in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail ve gaddarların garetlerine mani olacak meşhur sedd-i Çin'in binasını kurduğu gibi; İskender-i Rumî misillü müteaddid cihangirler ve kuvvetli padişahlar, maddî cihetinde ve manevî âlem-i insaniyetin padişahları olan bir kısım enbiya ve bazı aktab dahi manevî ve irşadî cihetinde o Zülkarneyn'in arkasında gidip iktida edip, mazlumları zalimlerden kurtaracak çarelerin mühimlerinden olan dağlar ortalarında sedleri,
{(Haşiye): Rûy-i zeminde mürur-u zamanla dağ şeklini almış, tanınmayacak bir surete gelmiş çok sun'î sedler vardır.}
sonra dağlar başlarında kal'aları kurmuşlar. Ya bizzât maddî kuvvetleriyle veyahud irşad ve tedbirleriyle tesis etmişler. Sonra şehirlerin etrafında surları ve ortalarında kal'aları, tâ son çare olan kırkikilik topları ve kal'a-i seyyar gibi diritnavtları yapmışlar. Hattâ rûy-i zeminin en meşhur seddi ve kaç günlük uzak bir mesafe tutan Sedd-i Çini, Kur'an lisanıyla Ye'cüc ve Me'cücün ve tabir-i diğerle tarih lisanında Mançur ve Moğol denilen ve âlem-i beşeriyeti kaç defa zîr ü zeber eden ve Himalaya Dağları'nın arkasından çıkan ve şarktan garba kadar harab eden akvam-ı vahşiye ve garetkâr milletlerin Hind ve Çin'deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için o Himalaya silsilelerine yakın iki dağ ortasında uzun bir sed yaptığı ve o akvam-ı vahşiyenin kesretle hücumlarına çok zaman mani olduğu gibi, Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için Zülkarneyn-misal eski İran padişahlarının himmetiyle sedler yapılmıştır. Bu neviden çok sedler var. Kur'an-ı Hakîm umum nev'-i beşer ile konuştuğu için, zahiren bir hâdise-i cüz'iyeyi zikredip, umum o hâdiseye benzer hâdisatı ihtar ederek konuşuyor.
İşte bu nokta-i nazardandır ki, Sedd'e ve Ye'cüc ve Me'cüce dair rivayetler ve akval-i müfessirîn, ayrı ayrı gidiyor.
Hem Kur'an-ı Hakîm, münasebat-ı kelâmiye cihetinde bir hâdiseden uzak bir hâdiseye intikal eder. Bu münasebatı düşünmeyen zanneder ki, iki hâdisenin zamanları birbirine yakındır. İşte Sedd'in harabiyetinden kıyametin kopmasını Kur'anın haber vermesi, kurbiyet-i zaman cihetiyle
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi