Latif Nükteler - Fihrist
- Latif Nükteler
- Süleyman Rüşdü ile bir muhavere-i latife
- Demir yerden çıkıyor@#17
- Kelâm-ı Ezelî gayr-ı mütenahidir@#25
- BİR DÜSTUR
- Eskişehir Hapsinde yazılmış bir parça
- Kudret hazineleri "Kâf-Nun" dadır@44
- Sekiz nev' hayvanat-ı mübareke Cennet'ten nimet olarak indirilmiştir@#52
- Tenbih
- Kardeşlerimden rica ederim ki
- Mahkeme Müdafaatının bir parçası
- Ahlâka dair bir nükte@#65
- Hakikatlı bir teselli
- Onaltıncı Lem'adan
- DOKUZUNCU LEM'A
Latif Nükteler - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Latif Nükteler - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
zihnî bir malûm olur; vücudu ayrı bir şeydir. Eğer zihni o şeyin husulüyle mevsuf yapsak, zihne sıfat olur; o şey o vakit ilim olur, bir vücud-u haricîsi vardır. O malûmun vücudu cevherî dahi olsa, bunun gibi arazî bir vücud-u haricîsi olur.
İşte bu iki temsile göre; kâinat bir âyinedir, herbir mevcudatın mahiyeti de bir âyinedir. Kudret-i ezeliye ile icad-ı İlahîye maruzdurlar. Herbir mevcud bir cihetle Şems-i Ezelî'nin bir isminin bir nev' âyinesi olup bir nakşını gösterir.
Hazret-i Muhyiddin meşrebinde olanlar, yalnız âyinelik ve zarfiyet cihetinde ve âyinedeki vücud-u misalî nefiy noktasında ve akis ayn-ı mün'akis olmak üzere keşfedip, başka mertebeyi düşünmeyerek "Lâ mevcude illâ Hu" diyerek yanlış etmişler;
حَقَائِقُ الْاَشْيَاءِ ثَابِتَةٌ
kaide-i esasiyeyi inkâr etmek derecesine düşmüşler.
Amma ehl-i hakikat ise, veraset-i nübüvvetin
İşte bu iki temsile göre; kâinat bir âyinedir, herbir mevcudatın mahiyeti de bir âyinedir. Kudret-i ezeliye ile icad-ı İlahîye maruzdurlar. Herbir mevcud bir cihetle Şems-i Ezelî'nin bir isminin bir nev' âyinesi olup bir nakşını gösterir.
Hazret-i Muhyiddin meşrebinde olanlar, yalnız âyinelik ve zarfiyet cihetinde ve âyinedeki vücud-u misalî nefiy noktasında ve akis ayn-ı mün'akis olmak üzere keşfedip, başka mertebeyi düşünmeyerek "Lâ mevcude illâ Hu" diyerek yanlış etmişler;
حَقَائِقُ الْاَشْيَاءِ ثَابِتَةٌ
kaide-i esasiyeyi inkâr etmek derecesine düşmüşler.
Amma ehl-i hakikat ise, veraset-i nübüvvetin
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi