Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Mealli Kur'an
    Mealli Kur'an - Fihrist
    • KURAN-I KERİM MEAL
    • Cüzler
      • Cüz-1
      • Cüz-2
      • Cüz-3
      • Cüz-4
      • Cüz-5
      • Cüz-6
      • Cüz-7
      • Cüz-8
      • Cüz-9
      • Cüz-10
      • Cüz-11
      • Cüz-12
      • Cüz-13
      • Cüz-14
      • Cüz-15
      • Cüz-16
      • Cüz-17
      • Cüz-18
      • Cüz-19
      • Cüz-20
      • Cüz-21
      • Cüz-22
      • Cüz-23
      • Cüz-24
      • Cüz-25
      • Cüz-26
      • Cüz-27
      • Cüz-28
      • Cüz-29
      • Cüz-30
      • Hatim Duası
    • Sûreler
      • 1.Fatiha
      • 2.Bakara
      • 3.Âl-i İmran
      • 4.Nisa'
      • 5.Maide
      • 6.Enam
      • 7.A'raf
      • 8.Enfal
      • 9.Tevbe
      • 10.Yunus
      • 11.Hud
      • 12.Yusuf
      • 13.Ra'd
      • 14.İbrahim
      • 15.Hicr
      • 16.Nahl
      • 17.İsra'
      • 18.Kehf
      • 19.Meryem
      • 20.Tâhâ
      • 21.Enbiya
      • 22.Hacc
      • 23.Mü'minûn
      • 24.Nur
      • 25.Furkan
      • 26.Şuara
      • 27.Neml
      • 28.Kasas
      • 29.Ankebut
      • 30.Rum
      • 31.Lukman
      • 32.Secde
      • 33.Ahzab
      • 34.Sebe'
      • 35.Fatır
      • 36.Yâsin
      • 37.Saffat
      • 38.Sâd
      • 39.Zümer
      • 40.Mü'min
      • 41.Fussilet
      • 42.Şûrâ
      • 43.Zuhruf
      • 44.Duhan
      • 45.Câsiye
      • 46.Ahkaf
      • 47.Muhammed
      • 48.Feth
      • 49.Hucurat
      • 50.Kâf
      • 51.Zariyat
      • 52.Tûr
      • 53.Necm
      • 54.Kamer
      • 55.Rahman
      • 56.Vakıa
      • 57.Hadid
      • 58.Mücadele
      • 59.Haşr
      • 60.Mümtehıne
      • 61.Sâff
      • 62.Cumua
      • 63.Münafikun
      • 64.Teğabün
      • 65.Talak
      • 66.Tahrim
      • 67.Mülk
      • 68.Kalem
      • 69.Hakka
      • 70.Meâric
      • 71.Nuh
      • 72.Cinn
      • 73.Müzzemmil
      • 74.Müddeۨir
      • 75.Kıyamet
      • 76.İnsan
      • 77.Mürselat
      • 78.Nebe'
      • 79.Naziat
      • 80.Abese
      • 81.Tekvir
      • 82.İnfitar
      • 83.Mütaffifin
      • 84.İnşikak
      • 85.Büruc
      • 86.Târık
      • 87.A'lâ
      • 88.Gâşiye
      • 89.Fecr
      • 90.Beled
      • 91.Şems
      • 92.Leyl
      • 93.Duhâ
      • 94.İnşirah
      • 95.Tin
      • 96.Alak
      • 97.Kadr
      • 98.Beyyine
      • 99.Zilzal
      • 100.Adiyat
      • 101.Karia
      • 102.Tekâsür
      • 103.Asr
      • 104.Hümezeh
      • 105.Fil
      • 106.Kureyş
      • 107.Mâûn
      • 108.Kevser
      • 109.Kâfirun
      • 110.Nasr
      • 111.Tebbet
      • 112.İhlas
      • 113.Felak
      • 114.Nas
    • Hatim Duası
    Mealli Kur'an - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Mealli Kur'an - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    وَمَٓا اَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيَعْلَمَ الْمُؤْمِن۪ينَۙ ﴿٦٦١﴾

    166 - (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

    وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ نَافَقُواۚ وَق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَوِ ادْفَعُواۜ قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالاً لَاتَّبَعْنَاكُمْۜ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ اَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْا۪يمَانِۚ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَۚ ﴿٧٦١﴾

    167 - (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

    اَلَّذ۪ينَ قَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ وَقَعَدُوا لَوْ اَطَاعُونَا مَا قُتِلُواۜ قُلْ فَادْرَؤُ۫ا عَنْ اَنْفُسِكُمُ الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ﴿٨٦١﴾

    168 - (Onlar), kendileri oturup kaldıkları hâlde kardeşleri için, “Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.”

    وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ قُتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتاًۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَۙ ﴿٩٦١﴾

    169 - (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

    فَرِح۪ينَ بِمَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۙ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذ۪ينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِهِمْ مِنْ خَلْفِهِمْۙ اَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۢ ﴿٠٧١﴾

    170 - (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

    يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَفَضْلٍۙ وَاَنَّ اللّٰهَ لَا يُض۪يعُ اَجْرَ الْمُؤْمِن۪ينَۚۛ ۟ ﴿١٧١﴾

    171 - (Şehitler) Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

    اَلَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِلّٰهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَٓا اَصَابَهُمُ الْقَرْحُۜۛ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا مِنْهُمْ وَاتَّقَوْا اَجْرٌ عَظ۪يمٌۚ ﴿٢٧١﴾

    172 - Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır.

    اَلَّذ۪ينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ اِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ ا۪يمَاناًۗ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ ﴿٣٧١﴾

    173 - Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler.

     /  
    604
    Kitap Ekle