Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
İman Hakikatleri
İman Hakikatleri - Fihrist
  • İMAN HAKİKATLERİ
  • Dördüncü Söz
  • Dokuzuncu Söz
    • Birinci Nükte
    • İkinci Nükte
    • Üçüncü Nükte
    • Dördüncü Nükte
    • Beşinci Nükte
  • Yirmibirinci Söz
    • Birinci ikaz
    • İkinci ikaz
    • Üçüncü ikaz
    • Dördüncü ikaz
    • Beşinci ikaz
  • Onüçüncü Lem'a
    • BİRİNCİ İŞARET Sual
    • İKİNCİ İŞARET Sual
    • ÜÇÜNCÜ İŞARET Sual
    • DÖRDÜNCÜ İŞARET
    • BEŞİNCİ İŞARET
    • ALTINCI İŞARET
    • YEDİNCİ İŞARET Sual
    • SEKİZİNCİ İŞARET Sual
    • DOKUZUNCU İŞARET Sual
    • ONUNCU İŞARET
    • ONBİRİNCİ İŞARET
    • ONİKİNCİ İŞARET
    • ONÜÇÜNCÜ İŞARET
      • Birinci Nokta
      • İkinci Nokta
      • Üçüncü Nokta
  • Onyedinci Lem'a
    • BİRİNCİ NOTA
    • İKİNCİ NOTA
    • ÜÇÜNCÜ NOTA
    • DÖRDÜNCÜ NOTA
    • BEŞİNCİ NOTA
    • ALTINCI NOTA
    • YEDİNCİ NOTA
    • SEKİZİNCİ NOTA
    • DOKUZUNCU NOTA
    • ONUNCU NOTA
    • ONBİRİNCİ NOTA
    • ONİKİNCİ NOTA
    • ONÜÇÜNCÜ NOTA
      • Birincisi
      • İkinci Mes'ele
      • Üçüncü Mes'ele
      • Dördüncü Mes'ele
      • Beşinci Mes'ele
    • ONDÖRDÜNCÜ NOTA
      • Birinci Remiz
      • İkinci Remiz
      • Üçüncü Remiz
      • Dördüncü Remiz
    • ONBEŞİNCİ NOTA
İman Hakikatleri - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

İman Hakikatleri - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
sözlerin hayalleri, itikadı bozmaz, imanı tağyir etmez, hürmetli edebi kırmaz. Çünki meşhur kaidedir ki: Tahayyül-ü şetm, şetm olmadığı gibi, tahayyül-ü küfür dahi, küfür değil ve tasavvur-u dalalet de dalalet değil. İmandaki şekk mes'elesi ise, imkân-ı zâtîden gelen ihtimaller, o yakîne münafî değil ve o yakîni bozmaz. İlm-i usûl-i dinde kavaid-i mukarreredendir ki:

اِنَّ اْلاِمْكَانَ الذَّاتِىَّ لَا يُنَافِى الْيَق۪ينَ اْلعِلْمِىَّ

Meselâ: Barla Denizi su olarak yerinde bulunduğuna yakînimiz var. Halbuki zâtında mümkündür ki; o deniz, bu dakikada batmış olsun ve batması mümkinattandır. Bu imkân-ı zâtî, madem bir emareden neş'et etmiyor, zihnî bir imkân olamaz ki, şekk olsun. Çünki yine ilm-i usûl-i dinde bir kaide-i mukarreredir ki:

لَا عِبْرَةَ لِْ۫لاِحْتِمَالِ الْغَيْرِ النَّاش۪ىءِ عَنْ دَل۪يلٍ

Yani: "Bir emareden gelmeyen bir ihtimal-i zâtî ise, bir imkân-ı zihnî olmaz ki, şübhe verip, ehemmiyeti olsun." İşte bu


 /  
166
Kitap Ekle