Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
İçtihad Risalesi
İçtihad Risalesi - Fihrist
  • İÇTİHAD RİSALESİ
  • Yirmiyedinci Söz
    • Birincisi
    • İkincisi
    • Üçüncüsü
    • Dördüncüsü
    • Beşincisi
    • Altıncısı
    • Hâtime
    • Sahabeler hakkındadır
      • Birinci Hikmet
      • İkinci Sebeb
      • Üçüncü Sebeb
        • Birinci Vecih
        • İkinci Vecih
        • Üçüncü Vecih
      • Sual
  • Yirmialtıncı Mektub
  • Yirmidokuzuncu Mektub'un Birinci Kısmı
    • Birincisi
    • İkinci Nükte
    • Üçüncü Nükte
    • Dördüncü Nükte
    • Beşinci Nükte
    • Altıncı Nükte
    • Yedinci Nükte
    • Sekizinci Nükte
    • Dokuzuncu Nükte
  • İşarat-ı Seb'a
    • Birinci İşaret
    • İkinci İşaret
    • Üçüncü İşaret
    • Dördüncü İşaret
    • Yedinci İşaret yani Üçüncü Sual
İçtihad Risalesi - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

İçtihad Risalesi - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
Ben kendi nefsimde tecrübe ettiğim bir haleti çok defa tedkik ettim gördüm ki; o halet, hakikattır. O halet şudur ki:

Sure-i İhlas'ı arefe gününde yüzer defa tekrar edip okuyordum. Gördüm ki: Bendeki manevî duyguların bir kısmı birkaç defada gıdasını alır, vazgeçer, durur. Ve kuvve-i müfekkire gibi bir kısım dahi, bir zaman mana tarafına müteveccih olur, hissesini alır, o da durur. Ve kalb gibi bir kısım, manevî bir zevke medar bazı mefhumlar cihetinde hissesini alır, o da sükût eder. Ve hâkeza... Gitgide o tekrarda yalnız bir kısım letaif kalır ki; pek geç usanıyor, devam eder, daha manaya ve tedkikata hiç ihtiyaç bırakmıyor. Gaflet kuvve-i müfekkireye zarar verdiği gibi, ona zarar vermiyor. Lafız ve lafz-ı müşebbi' olduğu bir meal-i icmalî ile ve isim ve alem bulundukları mana-yı örfî, onlara kâfi geliyor. Eğer manayı o vakit düşünse, zararlı bir usanç verir. Ve o devam eden latifeler, taallüme ve tefehhüme muhtaç değiller; belki tahattura, teveccühe ve teşvike ihtiyaç gösterirler. Ve o cild hükmündeki lafızları onlara kâfi geliyor ve mana vazifesini görüyorlar. Ve bilhâssa o Arabî lafızlar ile, kelâmullah ve tekellüm-ü İlahî olduğunu tahattur etmekle, daimî bir feyze medardır.


 /  
80
Kitap Ekle