Hutbe-i Şamiye - Fihrist
- HUTBE-İ ŞAMİYE
- Arabî Hutbe-i Şamiye'nin Mukaddimesidir
- Arabî Hutbe-i Şamiye Eserinin Tercümesi
- Arabî Hutbe-i Şamiye'nin Zeyli'nin kısa bir tercümesi
- HUTBE-İ ŞAMİYE'NİN ZEYLİNİN ZEYLİ
- Yaşasın Şeriat-ı Garra
- Yaşasın Şeriat-ı Ahmedî (A.S.M.)
- İhtar-ı Mahsus
- Hakikat
- Sadâ-yı Hakikat
- Redd-ül Evham
- HUTBE-İ ŞAMİYE'NİN BİRİNCİ ZEYLİNİN ZEYLİNDEN SON PARÇADIR
- Hakikat Çekirdekleri
- Hutbe-i Şamiye'nin İkinci Zeyli'nin İkinci Kısmı
- Sure-i İhlas'ın Bir Remzi
- Gıybetin derece-i şenaatı
Hutbe-i Şamiye - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Hutbe-i Şamiye - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
ile değildir. İnsanın ihtiyarî eserindeki adem-i kemal; cebri nefy, ihtiyarı isbat eder.
Cây-ı dikkattir ki: Cüz'î bir ihtiyarın tavassutu ile eser-i akıl bir insan şehri, intizamca semere-i vahy bir arı kovanındaki cemaate yetişmez. Ve arıların meşher-i san'atı bir petek hüceyrat şehri; bir nar ve (cilnar) gülnardan intizamca geridir. Demek kâinattaki cazibe-i umumiye hangi kalemden akmışsa, cüz'-i lâ-yetecezzadaki küçücük cazibeler o kalemin noktalarıdır.
İslâmiyet der:
لَا خَالِقَ اِلَّا هُوَ
Hem vesait ve esbabı, müessir-i hakikî olarak kabul etmez. Vasıtaya mana-yı harfî nazarıyla bakar. Akide-i tevhid ve vazife-i teslim ve tefviz öyle ister. Tahrif sebebiyle şimdiki Hristiyanlık esbab ve vesaiti müessir bilir, mana-yı ismî nazarıyla bakar. Akide-i velediyet ve fikr-i ruhbaniyet öyle ister, öyle sevk eder. Onlar azizlerine mana-yı ismiyle birer menba-ı feyz ve -güneşin ziyasından bir fikre göre istihale etmiş lâmbanın nuru gibi- birer maden-i nur nazarıyla bakıyorlar. Biz ise evliyaya mana-yı harfiyle, yani âyine
Cây-ı dikkattir ki: Cüz'î bir ihtiyarın tavassutu ile eser-i akıl bir insan şehri, intizamca semere-i vahy bir arı kovanındaki cemaate yetişmez. Ve arıların meşher-i san'atı bir petek hüceyrat şehri; bir nar ve (cilnar) gülnardan intizamca geridir. Demek kâinattaki cazibe-i umumiye hangi kalemden akmışsa, cüz'-i lâ-yetecezzadaki küçücük cazibeler o kalemin noktalarıdır.
İslâmiyet der:
لَا خَالِقَ اِلَّا هُوَ
Hem vesait ve esbabı, müessir-i hakikî olarak kabul etmez. Vasıtaya mana-yı harfî nazarıyla bakar. Akide-i tevhid ve vazife-i teslim ve tefviz öyle ister. Tahrif sebebiyle şimdiki Hristiyanlık esbab ve vesaiti müessir bilir, mana-yı ismî nazarıyla bakar. Akide-i velediyet ve fikr-i ruhbaniyet öyle ister, öyle sevk eder. Onlar azizlerine mana-yı ismiyle birer menba-ı feyz ve -güneşin ziyasından bir fikre göre istihale etmiş lâmbanın nuru gibi- birer maden-i nur nazarıyla bakıyorlar. Biz ise evliyaya mana-yı harfiyle, yani âyine
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi