Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
Haşir Risalesi
Haşir Risalesi - Fihrist
  • HAŞİR RİSALESİ
  • Haşir Bahsi
  • Birinci Suret
  • İkinci Suret
  • Üçüncü Suret
  • Dördüncü Suret
  • Beşinci Suret
  • Altıncı Suret
  • Yedinci Suret
  • Sekizinci Suret
  • Dokuzuncu Suret
  • Onuncu Suret
  • Onbirinci Suret
  • Onikinci Suret
  • Mukaddime
  • BİRİNCİ İŞARET
  • İKİNCİ İŞARET
  • ÜÇÜNCÜ İŞARET
  • DÖRDÜNCÜ İŞARET
    • Birinci Hakikat
    • İkinci Hakikat
    • Üçüncü Hakikat
    • Dördüncü Hakikat
    • Beşinci Hakikat
    • Altıncı Hakikat
    • Yedinci Hakikat
    • Sekizinci Hakikat
    • Dokuzuncu Hakikat
    • Onuncu Hakikat
    • Onbirinci Hakikat
    • Onikinci Hakikat
    • Hâtime
  • ONUNCU SÖZ'ÜN MÜHİM BİR ZEYLİ
    • BİRİNCİ NOKTA
    • İKİNCİ NOKTA
  • Zeylin İkinci Parçası
  • Zeylin Üçüncü Parçası
  • Zeylin Dördüncü Parçası
  • Zeylin Beşinci Parçası
Haşir Risalesi - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

Haşir Risalesi - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
şöyledir ki: Gel! Bu zamandan tecerrüd edip, fikren Asr-ı Saadet'e ve hayalen Ceziret-ül Arab'a gidiyoruz. Tâ ki, Resul-i Ekrem'i (Aleyhissalâtü Vesselâm) vazife başında ve ubudiyet içinde görüp, ziyaret ederiz. Bak! O zât nasılki risaletiyle, hidayetiyle saadet-i ebediyenin sebeb-i husulü ve vesile-i vusulüdür. Onun gibi, ubudiyetiyle ve duasıyla, o saadetin sebeb-i vücudu ve Cennet'in vesile-i icadıdır.

İşte bak! O zât öyle bir salât-ı kübrada, bir ibadet-i ulyada saadet-i ebediye için dua ediyor ki, güya bu cezire, belki bütün Arz onun azametli namazıyla namaz kılar, niyaz eder. Çünki ubudiyeti ise; ona ittiba eden ümmetin ubudiyetini tazammun ettiği gibi, muvafakat sırrıyla bütün enbiyanın sırr-ı ubudiyetini tazammun eder. Hem o salât-ı kübrayı öyle bir cemaat-ı uzmada kılar, niyaz ediyor ki; güya benî-Âdemin Hazret-i Âdem'den asrımıza kadar, belki kıyamete kadar bütün nuranî ve kâmil insanlar ona tebaiyetle iktida edip duasına âmîn derler.

{(Haşiye): Evet münacat-ı Ahmediye (A.S.M.) zamanından şimdiye kadar bütün ümmetin bütün salâtları ve salavatları onun duasına bir âmîn-i daimî ve bir iştirak-i umumîdir. Hattâ ona getirilen herbir salavat dahi, onun duasına birer âmîndir ve ümmetinin herbir ferdi, her bir namazın içinde ona salât ü selâm getirmek ve kametten sonra Şafiîlerin ona dua etmesi; onun saadet-i ebediye hususundaki duasına gayet kuvvetli ve umumî bir âmîndir. İşte bütün beşerin fıtrat-ı insaniyet lisan-ı haliyle, bütün kuvvetiyle istediği beka ve saadet-i ebediyeyi; o nev'-i beşer namına Zât-ı Ahmediye (A.S.M.) istiyor ve beşerin nuranî kısmı, onun arkasında âmîn diyorlar. Acaba hiç mümkün müdür ki, şu dua kabule karin olmasın?}

Bak, hem öyle beka gibi bir hacet-i âmme için dua ediyor ki; değil ehl-i


 /  
153
Kitap Ekle