Hakikat Nurları - Fihrist
- HAKİKAT NURLARI
- Sekizinci Mektub
- Üçüncü Lem'a
- Dördüncü Lem'a
- Yirminci Mektub
- Beşinci Mektub
- Telvihat-ı Tis'a
- Onbeşinci Mektub
- Onsekizinci Mektub
- Dördüncü Mes'ele
- Dokuzuncu Mes'ele
- Onuncu Mes'ele
- Yirmisekizinci Mektub'dan Üçüncü Mes'ele olan Üçüncü Risale
- Sahabeler Risalesinin âhirindeki ehemmiyetli dört sual - cevab
- BİR DÜSTUR
Hakikat Nurları - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Hakikat Nurları - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
nisyan-ı mutlak altına almak gibi acib bir tarza girmişler. Kur'an-ı Hakîm'den alınan marifet ise, huzur-u daimîyi vermekle beraber, ne kâinatı mahkûm-u adem eder, ne de nisyan-ı mutlakta hapseder. Belki başıbozukluktan çıkarıp, Cenab-ı Hak namına istihdam eder. Herşey mir'at-ı marifet olur. Sa'dî-i Şirazî'nin dediği gibi:
دَرْ نَظَرِ هُوشِيَارْ هَرْ وَرَق۪ى دَفْتَرِيسْتْ اَزْ مَعْرِفَتِ كِرْدِگَارْ
Herşeyde Cenab-ı Hakk'ın marifetine bir pencere açar.
Bazı Sözlerde ülema-i İlm-i Kelâm'ın mesleğiyle, Kur'andan alınan minhac-ı hakikînin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki; meselâ: Bir su getirmek için, bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir. Bir kısım da, her yerde kuyu kazar, su çıkarır. Birinci kısım çok zahmetlidir; tıkanır, kesilir. Fakat her yerde kuyuları kazıp su çıkarmağa ehil olanlar, zahmetsiz herbir yerde suyu buldukları gibi.. aynen öyle de: Ülema-i İlm-i Kelâm, esbabı nihayet-i âlemde teselsül ve devrin muhaliyeti ile kesip, sonra Vâcib-ül Vücud'un vücudunu onunla isbat ediyorlar. Uzun bir yolda gidiliyor.
دَرْ نَظَرِ هُوشِيَارْ هَرْ وَرَق۪ى دَفْتَرِيسْتْ اَزْ مَعْرِفَتِ كِرْدِگَارْ
Herşeyde Cenab-ı Hakk'ın marifetine bir pencere açar.
Bazı Sözlerde ülema-i İlm-i Kelâm'ın mesleğiyle, Kur'andan alınan minhac-ı hakikînin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki; meselâ: Bir su getirmek için, bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir. Bir kısım da, her yerde kuyu kazar, su çıkarır. Birinci kısım çok zahmetlidir; tıkanır, kesilir. Fakat her yerde kuyuları kazıp su çıkarmağa ehil olanlar, zahmetsiz herbir yerde suyu buldukları gibi.. aynen öyle de: Ülema-i İlm-i Kelâm, esbabı nihayet-i âlemde teselsül ve devrin muhaliyeti ile kesip, sonra Vâcib-ül Vücud'un vücudunu onunla isbat ediyorlar. Uzun bir yolda gidiliyor.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi