Gençlik Rehberi - Fihrist
- Gençlik Rehberi
- Önsöz
- Birinci Söz
- Onüçüncü Sözün İkinci Makamı
- Eskişehir Hapishanesinin Penceresinde
- Gençlik Rehberi'ne ilâve edilmesi lâzım gelen, Üstadımızın bir fıkrasıdır
- Birden ihtar edilen bir mes'ele-i mühimme
- Birkaç bîçare gençlere verilen bir tenbih, bir ders, bir ihtardır
- sorulan bir suale cevab
- Onüçüncü Söz'ün İkinci Makamının Haşiyesidir
- Leyle-i Kadir'de ihtar edilen bir mes'ele-i mühimme
- YEDİNCİ RİCA
- SEKİZİNCİ RİCA
- Altıncı Mes'ele
- ONUNCU SÖZ'ÜN MÜHİM BİR ZEYLİ
- Hüve Nüktesi
- Onyedinci Söz'ün İkinci Makamı
- Siyah Dutun Bir Meyvesi
- Beşinci Mes'ele
- Yedinci Sualiniz
- BEŞİNCİ DEVA
- İKİNCİ NOKTA'NIN İKİNCİ MEBHASI
- Ondördüncü Lem'anın İkinci Makamı
- Yirmiüçüncü Söz
- Ankara Üniversitesi'nde okunan bir konferanstır
Gençlik Rehberi - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Gençlik Rehberi - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Maddenin gayesi ve meyvesi ise; -dediğimiz gibi- kısacık bir ömürde hayvanatın en âcizi ve en muhtacı ve en kederlisi olduğu bir halde yalnız cüz'î bir hayat geçirmektir. Sonra tefessüh eder gider. İşte küfür, böyle mahiyet-i insaniyeyi yıkar, elmastan kömüre kalbeder.
İkinci Nokta:
İman nasılki bir nurdur, insanı ışıklandırıyor, üstünde yazılan bütün mektubat-ı Samedaniyeyi okutturuyor. Öyle de, kâinatı dahi ışıklandırıyor. Zaman-ı mazi ve müstakbeli, zulümattan kurtarıyor. Şu sırrı, bir vakıada
اَللّٰهُ وَلِىُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ
âyet-i kerimesinin bir sırrına dair gördüğüm bir temsil ile beyan ederiz. Şöyle ki:
Bir vakıa-i hayaliyede gördüm ki: İki yüksek dağ var birbirine mukabil. Üstünde dehşetli bir köprü kurulmuş. Köprünün altında pek derin bir dere. Ben o köprünün üstünde bulunuyorum. Dünyayı da, her tarafı karanlık, kesif bir zulümat istila etmişti. Ben sağ tarafıma baktım; nihayetsiz bir zulümat içinde bir mezar-ı ekber gördüm, yani tahayyül ettim. Sol tarafıma baktım; müdhiş
İkinci Nokta:
İman nasılki bir nurdur, insanı ışıklandırıyor, üstünde yazılan bütün mektubat-ı Samedaniyeyi okutturuyor. Öyle de, kâinatı dahi ışıklandırıyor. Zaman-ı mazi ve müstakbeli, zulümattan kurtarıyor. Şu sırrı, bir vakıada
اَللّٰهُ وَلِىُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ
âyet-i kerimesinin bir sırrına dair gördüğüm bir temsil ile beyan ederiz. Şöyle ki:
Bir vakıa-i hayaliyede gördüm ki: İki yüksek dağ var birbirine mukabil. Üstünde dehşetli bir köprü kurulmuş. Köprünün altında pek derin bir dere. Ben o köprünün üstünde bulunuyorum. Dünyayı da, her tarafı karanlık, kesif bir zulümat istila etmişti. Ben sağ tarafıma baktım; nihayetsiz bir zulümat içinde bir mezar-ı ekber gördüm, yani tahayyül ettim. Sol tarafıma baktım; müdhiş
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi