Büyük İslam İlmihali - Fihrist
- Büyük İslam İlmihâli
- BİRİNCİ KİTAP İTİKAT KİTABI@İTİKAT KİTABI
- Gerçek Dinin Esasları ve Başlıca Dinler
- Gerçek Bir Dinin Vasıfları ve Yararları
- İslam Dininin Genelliği ve Mutlu Sonuçları
- İman ve İslamın Niteliği
- İman ile İslamın Şartları
- Yüce Allah'a ve O'nun Sıfatlarına İman
- Peygamberlere İman
- Peygamberlere Olan İhtiyaç
- Semavi Kitablara İman
- Semavi Kitablara Olan İhtiyaç
- Kur'an'ın Nasıl Bir İlâhi Kitab Olduğu
- Kur'an-ı Kerimin Taşıdığı Gerçekler
- Meleklere İman
- Meleklerin Varlığındaki Hikmet
- Ahirete İman
- Kıyametin Oluşu ve Başlangıç Alâmetleri
- Ahirete Ait Olaylar
- Ahiretin Varlığındaki Hikmet
- Kaza ve Kadere İman
- Kaza ve Kadere İman Sorumluluğa Engel Değildir
- İman'da Ehl-i Sünnet İmamları
- İKİNCİ KİTAP TAHARET (TEMİZLİK) KİTABI@TAHARET (TEMİZLİK) KİTABI
- Müslümanlıkta İbadetler, Taharetler
- Bir Kısım Dinî Deyimler
- Suların Kısımları
- Mutlak Suların Nevileri ve Hükümleri
- Mukayyed Suların Hükümleri
- Su Artıkları Hakkında Hükümler
- Kuyular Üzerindeki Hükümler
- Din Yönünden Temiz Sayılan Şeyler
- Din Yönünden Temiz Sayılmayan Şeyler
- Temiz Olmayan Şeylerin Hükümleri
- Temizleme Yolları
- Özürlü Kimselere Ait Bazı Meseleler
- Özrün Hükmü
- Kadınlara Ait Haller
- Hayızla İlgili Meseleler
- Nifas Haline Ait Meseleler
- Hayız ve Nifas Hallerine Ait Hükümler
- İstihaze Haline Ait Meseleler
- Abdestin Mahiyeti
- Abdestin Farzları
- Abdestin Sünnetleri
- Abdestin Edebleri
- Abdestin Duaları
- Vasıf Bakımından Abdestin Nevileri
- Abdestin Sıhhatine Engel Olmayan Şeyler
- Mestler Üzerine Mesh Verilmesi
- Meshin Cevazındaki Şartlar
- Mesh Müddeti
- Sargı Üzerine Mesh
- Meshi Bozan Şeyler
- Abdesti Bozan Şeyler
- Abdesti Bozmayan Şeyler
- Gusül ve Guslü Gerektiren Haller
- Guslün Farzları
- Guslün Sünnetleri
- Guslün Vasıfları
- Gusül Etmesi Farz Olanlara Haram veya Mekruh Olan Şeyler
- Teyemmümün Niteliği ve Farzları
- Teyemmümün Sünnet Üzere Yapılması
- Teyemmümün Şartları
- Teyemmümü Mubah Kılan ve Kılmayan Bazı Haller
- Teyemmümü Bozan Haller
- ÜÇÜNCÜ KİTAP NAMAZ KİTABI@NAMAZ KİTABI
- Namazın Önemi ve Fazileti
- Namazla İlgili Bazı Deyimler
- Namazların Nevileri ve Rekâtları
- Namazların Farzları, Şartları, Rükünleri
- Hadesten ve Necasetten Taharet
- Setr-i Avret (Ayıp Yerleri Örtmek)
- Kıbleye Yönelmek
- Namaz Vakitleri
- Namazlara Ait Niyetler
- İftitah Tekbiri
- Namazlarda Kıyam (Ayakta Durmak)
- Namazlarda Kıraet
- Namazlarda Rükû
- Namazlarda Secde
- Namazlarda Son Oturuş
- Tadil-i Erkâna Riayet (Rükünlerin Hakkını Vermek)
- Namazdan Kendi İhtiyarı İle Çıkmak
- Namazın Vacibleri
- Namazların Sünnetleri
- Namazların Edebleri
- Ezan ve İkamet
- İmamlık ve Cemaat
- Kadınların Aynı Hizada Durmaları
- Namazlar Nasıl Kılınır?
- Vitir Namazına Dair Bazı Meseleler
- Namazların Cemaatle Kılınma Şekli
- Cuma Namazı
- Cumanın Vücubunun Şartları
- Cumanın Edasının Şartları
- Cuma namazına müteallik bazı mes'eleler
- Bayram ve Bayram Namazları
- Teravih Namazı
- Hastaların Namazları
- Seferin Anlamı ve Müddeti
- Seferin Hükümleri
- Yolculuğun Sona Erip Ermemesi
- Eda ile Kazanın Farkları ve Kaza Namazları
- Müdrik Hakkında Meseleler
- Lâhık Hakkında Meseleler
- Mesbuk Hakkındaki Meseleler
- Sehiv (Yanılma) Secdeleri ile İlgili Meseleler
- Tilavet Secdesi ile ilgili Meseleler
- Şükür Secdesi
- Korku Namazına Ait Bilgi
- Nafile Namazlar
- Mekruh Vakitler
- Namazlarda Mekruh Olan ve Olmayan Okuyuşlar
- Zelletü'l-Kari'ye (Okuyucunun Yanılmasına) Ait Esaslar
- Kur'ân-ı Kerîm'i Öğrenip Okumak ve Dinlemek Görevleri
- Namazların Mekruhları
- Namazı Bozan ve Bozmayan Şeyler
- İskat-ı Salât (Namaz Borcunu Düşürme) Meselesi
- Mescidlere Ait Hükümler
- Cenaze İle İlgili Vacipler ve Görevler
- Cenazelerin Yıkanması
- Cenazelerin Kefenlenmesi
- Cenaze Namazları
- Cenazelerin Kabirlerine Konulması
- Kabir ve Makbereler
- Şehidler ve Onlara Ait Hükümler
- Dördüncü Kitap Oruç Kitabı
- Orucun Mahiyeti
- Orucun Nevileri
- Oruçların Farz ve Vacip Olmasındaki Sebebler
- Orucun Meşru Olmasındaki Hikmet
- Oruçlu için Müstahab Olan Şeyler
- Orucun Şartları
- Orucun Vakti
- Ramazan Hilâli İle Diğer Hilâllerin Sübutu
- Oruçlara Ait Niyetler
- Oruçlu İçin Mekruh Olan ve Olmayan Şeyler
- Orucu Bozan ve Bozmayan Şeyler
- Kaza Edilmesi Gereken ve Gerekmeyen Oruçlar
- Keffareti Gerektirmeyen Oruçlar
- Oruç Tutmamayı Mubah Kılan Özürler
- Keffaretin Mahiyeti ve Nevileri
- Oruç Keffareti
- Zihar Keffareti
- Traş Olma Keffareti
- Adam Öldürme (Katil) Keffareti
- Yemin Keffareti
- Yeminin Mahiyeti ve Yemin Sayılıp Sayılmayan Şeyler
- Kasem Suretiyle Olan Yeminin Nevileri ve Hükümleri
- Yemine Dair Çeşitli Meseleler
- Nezrin Mahiyeti ve Nevileri
- Nezrin Şartları
- Belirli ve Belirsiz, Mutlak ve Muallak Adaklar
- İtikâfın Mahiyeti, Nevileri ve Teşriî Hikmeti
- İtikâfın Şartları
- İtikâfın Edebleri
- İtikâfa Dair Bazı Meseleler
- İtikâfı Bozan ve Bozmayan Şeyler
- Beşinci Kitap Zekât Kitabı
- Zekâtın Mahiyeti
- Zekatın Teşriî Hikmeti
- Zekatın Farz Olmasının Şartları
- Zekatın Sıhhatının Şartı
- Zekata Bağlı Olan Mallar
- Zekata Bağlı Olmayan Mallar
- Ehli Hayvanlara Ait Zekatlar
- Ticaret Mallarının Zekatı
- Altın ile Gümüşün Zekatı
- Kağıt Paralarla Banknotların Zekatı
- İstenen Borç Paraların Zekatı
- Arazi Ürünlerinin Zekatı
- Madenlerin ve Definelerin Zekatı
- Zekatı Ödeme Yolları
- Zekatın Verileceği Yerler
- Kimlere Zekat Verilir, Kimlere Verilmez?
- Fitre Sadakası
- Altıncı Kitap HAC KİTABI
- Hac İle Umrenin Mahiyetleri
- Haccın Nevileri
- Haccın Rükünleri
- Tavafın Mahiyeti ve Nevileri
- Haccın Farz Olmasının Şartları
- Haccın Yapılmasını Gerektiren Şartlar
- Haccın Sıhhatinin Şartları
- Mikat İle İlgili Bilgiler
- Haccın Farziyetinin Sebebi ve Edasının Fevrî Olup Olmadığı
- Haccın Farziyetindeki Şer'î Hikmetler
- Haccın Vacipleri
- Haccın Sünnetleri
- Haccın Edebleri
- Farz Hac Üzerinde Uygulama
- Umrenin Yapılış Şekli
- Temettü Haccının Yapılış Şekli
- Kıran Hac Nasıl Yapılır?
- Hedy'in Mahiyeti ve Hükümleri
- Hac ve Umre İle İlgili Yasaklar
- Hac İle Umrenin Yasaklarına Dair Çeşitli Meseleler
- Bedel (Vekâlet) Yolu İle Hac
- Hac Konusunda Niyabet, Vasiyet ve Adakla İlgili Bazı Meseleler
- İhsarla İlgili Meseleler
- Resûlullah Efendimizin Kabrini Ziyaret
- Yedinci Kitap Kurban ve Av Kitabı
- Kurbanın Mahiyeti, Vücubu ve Şer'î Hikmeti
- Kurbanın Cinsi ve Kusurlu Olup Olmaması
- Kurbanın Kesilme Vakti
- Kurbanın Eti ve Derisi Üzerinde Yapılacak Şeyler
- Akîka Kurbanı
- Zebh, Zebiha ve Tezkiyenin Mahiyetleri
- Zebh (Boğazlamak) İşlemi
- Etleri Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar
- Kimlerin Boğazlayacağı Hayvanların Eti Yenir veya Yenmez
- Meytenin Mahiyeti ve Hükmü
- Avın Mahiyeti ve Caiz Oluşu
- Nelerle Av Yapılır?
- Av Hayvanında Aranılan Şartlar
- Avla İlgili Çeşitli Meseleler
- Sekizinci Kitap KERAHET ve İSTİHSAN
- Bazı Dinî Deyimler
- Her Müslüman İçin Öğretme ve Öğrenmenin Gerekliliği
- İslâmda Va'zın ve Öğüt Vermenin Önemi
- Mukaddesata Hürmet ve Saygı
- Din ve Muamelâtta Sözleri Kabul Edilecek ve Edilmeyecekler
- İslâmda Aile ve Akrabalık İlişkileri
- İslâmda Kazancın (Kesbin) Önemi
- Çeşitli Kazanç Yollarının Üstünlük Dereceleri
- Alış-Verişin Çeşitleri ve Kâr (Kazanç) Mikdarı
- İhtikârın Mahiyeti ve Hükümleri
- Ribanın Mahiyeti ve Nevileri
- İstikraz (Ödünç Alma) Meseleleri
- İslâmda Yapılması Yasak Şeyler
- Yenip İçilmesi Helâl Olan ve Olmayan Şeyler
- Yiyip İçme Mikdarı ve Bunların Edebleri
- Giyilmesi ve Kullanılması Gerekli ve Caiz Olup Olmayan Şeyler
- Lukataların (Buluntu Malların) Mahiyeti ve Hükümleri
- İslamda Eğlence ve Yarışmaların Hükmü
- İslamda İnsanların Hayat ve Organ Dokunulmazlığı
- Hayvanlara Yumuşak Davranmanın Gereği
- İslâmda Maddî ve Manevî Temizlik
- Dokuzuncu Kitap İslâm Ahlâkı Kitabı
- Onuncu Kitap Peygamberlerin Siyeri
- Peygamberlere Ait Siyerin Anlamı, Yararları ve Kaynakları
- Mübarek İsimleri Kur'an-ı Kerimde Anılan Peygamberler
- 1) Âdem Aleyhisselâm
- 2) İdris Aleyhisselâm
- 3) Nuh Aleyhisselâm
- 4) Hud Aleyhisselâm
- 5) Salih Aleyhisselâm
- 6) İbrahim Aleyhisselâm
- 7) Lût Aleyhisselâm
- 8) İsmail Aleyhisselâm
- 9) İshak Aleyhisselâm
- 10) Yakub Aleyhisselâm
- 11) Yûsuf Aleyhisselâm
- 12) Eyyub Aleyhisselâm
- 13) Şuayb Aleyhisselâm
- 14) Musa Aleyhisselâm
- 15) Harun Aleyhisselâm
- 16) Davud Aleyhisselâm
- 17) Süleyman Aleyhisselâm
- 18) İlyas Aleyhisselâm
- 19) Elyasa' Aleyhisselâm
- 20) Zülkifl Aleyhisselâm
- 21) Yunus Aleyhisselâm
- 22) Zekeriyya Aleyhisselâm
- 23) Yahya Aleyhisselâm
- 24) İsa Aleyhisselâm
- 25) Hazret-i Muhammed Mustafa (salallahu aleyhi ve sellem)
- Peygamberimiz'in Mübarek Nesebleri
- Hazret-i Peygamberin Çocukluğu ve İlk Evlenmeleri
- Peygamber Efendimiz'in Allah'ın Vahyine ve Elçiliğine Kavuşması
- İslâm'ın Çıkışında Arabistan'ın Dinî ve İçtimaî Durumu
- İslâmiyeti İlk Kabul Edenler
- İlk Müslümanların Çektikleri Eziyetler, Habeşistan'a Hicretleri ve Çember İçinde Kalmaları
- Ebû Talib İle Hazret-i Hadice'nin Vefatları
- Peygamberimizin Kabileleri Dine Daveti ve Akabe Bey'atı
- Ayın Bölünmesi ve Miraç Mucizeleri
- İslâmiyetin Medine'de Yayılması ve Müslümanların Oraya Hicreti
- Peygamberimizin Medine'ye Hicretleri ve Oradaki Bazı Çalışmaları
- Peygamberimizin Cihada Mezuniyeti ve Başlıca Düşmanları
- Müslümanların İlk Sancaktarı ve İlk Seriyyesi
- Birinci ve İkinci Bedir Savaşları
- Beni Kaynuka ve Uhud Savaşları
- Beni Nadir, Hendek ve Beni Kurayza Savaşları
- Hudeybiye Andlaşması ve Hayber Savaşı
- Hazret-i Peygamberin Hükümdarları İslâm Dinine Davet Etmesi
- Umretü'l-Kaza ve Mu'te Savaşı
- Mekke'nin Fethi
- Huneyn Savaşı İle Evtas Olayı
- Tebük Savaşı
- Veda Haccı
- Peygamber Efendimizin Ahirete Göç Etmeleri
- Peygamber Efendimizin Göçmelerinden Doğan 'Üzüntüler
- EK Peygamberimizde Görülen Olgunluk ve Güzellikler
- Bu Eserin Başlıca Kaynakları
Büyük İslam İlmihali - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Büyük İslam İlmihali - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
değil, kaza edilmiş olur. Kaza ise, her yönü ile edanın yerini tutmaz. Bir namazın özür olmaksızın kazaya bırakılması, Yüce Allah yanında büyük sorumluluk gerektirir. Sünnet namazlarla, cuma ve bayram namazları, vakitleri çıkınca kaza edilmezler.
48- Sabah namazının vakti, ikinci fecrin doğuşundan güneşin doğuşuna kadar olan namazdır. İkinci fecir, sabaha karşı doğu tarafın ufkundan yayılmaya başlayan bir aydınlıktan ibarettir. Bununla sabah vakti gerçek olarak girmiş olur. Bunun için buna "Fecr-i Sâdık" denir. Bunun karşılığı, birinci fecirdir ki, gökte iki tarafı karanlık dörtgen bir çizgi şeklinde beliren bir beyazlıktır. Bu az sonra kaybolur. Arkasından bir karanlık gelir. Bundan sonra ikinci fecir meydana gelir. Bu birinci fecre, sabahın gerçekten girdiğini göstermediğinden ve yalancı bir aydınlık olduğundan, Fecr-i Kâzib (yalancı fecir) adı verilmiştir. Bu fecir gece hükmündedir. Onun için bu vakitle ne yatsı vakti çıkmış, ne de sabah vakti girmiş olur. Öyle ki, bu vakit içinde yiyip içmek de, oruç tutan kimseye haram olmaz.
49- Sabah namazını ortalık açılıp ağardığı zaman kılmak müstahabdır ve daha faziletlidir. Buna "İsfar" denir. Şöyle ki: İkinci fecrin aydınlığı tam meydana çıkıp da gecenin karanlığının açılacağı zamandır ki, atılan bir okun nereye düştüğünü atıcının görebileceği bir vakte kadar sabah namazı geciktirilmelidir. Aynı zamanda, kılınan bir sabah namazının fesadı halinde, o namazı güneş doğmadan önce sünneti ile kılabilecek bir zaman da kalmalıdır. Yalnız kurban bayramının ilk gününde Müzdelife'de bulunacak hacılar, için, o günün sabah namazını hemen fecrin arkasından daha ortalık karanlık iken kılmak daha faziletlidir. Buna "Tağlis" denilmektedir. Üç imama göre, her zaman tağlis daha faziletlidir.
50- Öğle namazının vakti, güneşin tam tepe noktasına geldikten sonra batıya doğru meyletmesi ile başlar. Güneşin tam tepeden batıya meyletmesi anına "Fey-i Zeval" denir. Bu halde bulunan gölgeden başka, her şeyin gölgesinin iki misline çıktığı zamana kadar öğle vakti devam eder. Öğlenin bu son vaktine "asr-ı sani" derler. Bu, İmam Azam'a göredir. İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed ile diğer üç imama göre, Fey-i zevalden başka her şeyin gölgesi, kendisinin bir misline ulaşınca öğle namazının vakti çıkmış ve ikindi namazının vakti girmiş olur. Bu zamana da "Asr-ı evvel" denir. Bu ihtilaftan kurtulmak için, daha önce tarif edilen asr-ı saniye kadar geciktirmemelidir. İkindi namazını da asr-ı sanide kılmalıdır.
Cuma namazının vakti, aynen öğle namazının vaktidir.
{(*): Bu vakitlerin güzelce anlaşılabilmesi için bazı deyimleri bilmek gerekir. Şöyle ki: Gündüz vaktine Arabça "Nehar" denir. Nehar iki kısımdır. Biri Nehar-ı Şerî (Şer'î Gündüz)'dir ki, fecr-i sadıktan güneşin batışına kadar devam eder. Diğeri de, Nehar-ı Örfî (Örfî Gündüz)'dir. Bu da güneşin doğuşundan batışına kadar olan zamandır ve nehar-i şer'î'den kısadır.
Öğle vakti, güneşin zevalinin hemen arkasından başlar. Zeval ise, örfî gündüzün tam ortasına rastlar. Bir örfî gündüz on saat kabul edilse, tam beşte zeval vakti olmuş olur ve görünüşe göre güneş yolun yarısını almış sayılır. Artık her şeyin gölgesi doğudan batıya doğru düşmekte iken, bundan sonra batıdan doğuya doğru düşmeye başlar. İşte güneşin tam bu yarı yola geldiği anda, her şeyin yere düşen gölgesine de, "Fey-i Zeval" denir. Fey, aslında dönme manasınadır. Gölge, batıdan doğuya dönmeye başladığı için bu adı almıştır. Şimdi tam bu zeval anında güneşe karşı dikilmiş olan bir metre uzunluğundaki bir şeyin gölgesini yarım metre kabul ediniz. Bu bir fey'î zevaldir. Bundan sonra o şeyin gölgesini iki metre daha uzayıp artarsa, yani gölgesi iki buçuk metre olursa, asr-i sani olmuştur. İmam Azam'a göre, öğle vakti çıkmış ve ikindi vakti girmiştir. Fey-i zeval, bulunulan zaman ve yere göre uzayabilir ve kısalabilir, belirsiz de olabilir.
Şunu da ilave edelim ki, tam bu zeval anına rastlayan bir namaz caiz değildir. Bu bir kerahet vaktidir. Fakat namazın caiz olmadığı bu kerahet zamanı, pek az bir vakte mi mahsustur; yoksa bundan biraz öncesinden mi başlar? Burada iki görüş vardır: Bir görüşe göre, burada örfî gündüz esastır. Bu bakımdan tam zeval vaktine "İstiva vakti" denir ki, güneş-gündüz yarısı dairesi üstünde, herkesin tam başı üstünde bulunur veya o hizaya gelmiş gibi görülür. İşte kerahet vakti de bu andan ibaret olmuş olur.
Fakat diğer bir görüşe göre bu kerahet vaktinin belirlenmesinde esas olan şer'î gündüzdür. Şer'î gündüzde istiva vakti, zeval vaktinden biraz önce meydana gelir. Buna göre kerahet zamanı da, bu istiva vaktinden zeval vaktine kadar uzayan müddet olur. Örnek: Ocak ayının birinci günü, fecr-i sadıkın doğuşu ezanî saatle 12.50 de olsa, güneşin batışı da 12'de olacağına göre, şer'î gündüz süresi 11 saat 10 dakika olur. Bu günde güneşin doğuşu 2.35'de olacağından örfî gündüzün süresi 9 saat 25 dakika olur. Bu durumda Şer'î gündüzün yarısı, yani istiva zamanı fecirden 5 saat 35 dakika sonra olup güneşin doğuşundan 3 saat 50 dakika sonraya raslar. Bu bakımdan şer'î gündüzün yarısı zeval vaktinden 52 dakika önce olmuş olur. işte bu 52 dakikalık süre bir kerahet zamanıdır. Harzem fıkıh alimlerinin görüşü böyledir. Mekruh vakitler bölümüne bakılsın.}
48- Sabah namazının vakti, ikinci fecrin doğuşundan güneşin doğuşuna kadar olan namazdır. İkinci fecir, sabaha karşı doğu tarafın ufkundan yayılmaya başlayan bir aydınlıktan ibarettir. Bununla sabah vakti gerçek olarak girmiş olur. Bunun için buna "Fecr-i Sâdık" denir. Bunun karşılığı, birinci fecirdir ki, gökte iki tarafı karanlık dörtgen bir çizgi şeklinde beliren bir beyazlıktır. Bu az sonra kaybolur. Arkasından bir karanlık gelir. Bundan sonra ikinci fecir meydana gelir. Bu birinci fecre, sabahın gerçekten girdiğini göstermediğinden ve yalancı bir aydınlık olduğundan, Fecr-i Kâzib (yalancı fecir) adı verilmiştir. Bu fecir gece hükmündedir. Onun için bu vakitle ne yatsı vakti çıkmış, ne de sabah vakti girmiş olur. Öyle ki, bu vakit içinde yiyip içmek de, oruç tutan kimseye haram olmaz.
49- Sabah namazını ortalık açılıp ağardığı zaman kılmak müstahabdır ve daha faziletlidir. Buna "İsfar" denir. Şöyle ki: İkinci fecrin aydınlığı tam meydana çıkıp da gecenin karanlığının açılacağı zamandır ki, atılan bir okun nereye düştüğünü atıcının görebileceği bir vakte kadar sabah namazı geciktirilmelidir. Aynı zamanda, kılınan bir sabah namazının fesadı halinde, o namazı güneş doğmadan önce sünneti ile kılabilecek bir zaman da kalmalıdır. Yalnız kurban bayramının ilk gününde Müzdelife'de bulunacak hacılar, için, o günün sabah namazını hemen fecrin arkasından daha ortalık karanlık iken kılmak daha faziletlidir. Buna "Tağlis" denilmektedir. Üç imama göre, her zaman tağlis daha faziletlidir.
50- Öğle namazının vakti, güneşin tam tepe noktasına geldikten sonra batıya doğru meyletmesi ile başlar. Güneşin tam tepeden batıya meyletmesi anına "Fey-i Zeval" denir. Bu halde bulunan gölgeden başka, her şeyin gölgesinin iki misline çıktığı zamana kadar öğle vakti devam eder. Öğlenin bu son vaktine "asr-ı sani" derler. Bu, İmam Azam'a göredir. İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed ile diğer üç imama göre, Fey-i zevalden başka her şeyin gölgesi, kendisinin bir misline ulaşınca öğle namazının vakti çıkmış ve ikindi namazının vakti girmiş olur. Bu zamana da "Asr-ı evvel" denir. Bu ihtilaftan kurtulmak için, daha önce tarif edilen asr-ı saniye kadar geciktirmemelidir. İkindi namazını da asr-ı sanide kılmalıdır.
Cuma namazının vakti, aynen öğle namazının vaktidir.
{(*): Bu vakitlerin güzelce anlaşılabilmesi için bazı deyimleri bilmek gerekir. Şöyle ki: Gündüz vaktine Arabça "Nehar" denir. Nehar iki kısımdır. Biri Nehar-ı Şerî (Şer'î Gündüz)'dir ki, fecr-i sadıktan güneşin batışına kadar devam eder. Diğeri de, Nehar-ı Örfî (Örfî Gündüz)'dir. Bu da güneşin doğuşundan batışına kadar olan zamandır ve nehar-i şer'î'den kısadır.
Öğle vakti, güneşin zevalinin hemen arkasından başlar. Zeval ise, örfî gündüzün tam ortasına rastlar. Bir örfî gündüz on saat kabul edilse, tam beşte zeval vakti olmuş olur ve görünüşe göre güneş yolun yarısını almış sayılır. Artık her şeyin gölgesi doğudan batıya doğru düşmekte iken, bundan sonra batıdan doğuya doğru düşmeye başlar. İşte güneşin tam bu yarı yola geldiği anda, her şeyin yere düşen gölgesine de, "Fey-i Zeval" denir. Fey, aslında dönme manasınadır. Gölge, batıdan doğuya dönmeye başladığı için bu adı almıştır. Şimdi tam bu zeval anında güneşe karşı dikilmiş olan bir metre uzunluğundaki bir şeyin gölgesini yarım metre kabul ediniz. Bu bir fey'î zevaldir. Bundan sonra o şeyin gölgesini iki metre daha uzayıp artarsa, yani gölgesi iki buçuk metre olursa, asr-i sani olmuştur. İmam Azam'a göre, öğle vakti çıkmış ve ikindi vakti girmiştir. Fey-i zeval, bulunulan zaman ve yere göre uzayabilir ve kısalabilir, belirsiz de olabilir.
Şunu da ilave edelim ki, tam bu zeval anına rastlayan bir namaz caiz değildir. Bu bir kerahet vaktidir. Fakat namazın caiz olmadığı bu kerahet zamanı, pek az bir vakte mi mahsustur; yoksa bundan biraz öncesinden mi başlar? Burada iki görüş vardır: Bir görüşe göre, burada örfî gündüz esastır. Bu bakımdan tam zeval vaktine "İstiva vakti" denir ki, güneş-gündüz yarısı dairesi üstünde, herkesin tam başı üstünde bulunur veya o hizaya gelmiş gibi görülür. İşte kerahet vakti de bu andan ibaret olmuş olur.
Fakat diğer bir görüşe göre bu kerahet vaktinin belirlenmesinde esas olan şer'î gündüzdür. Şer'î gündüzde istiva vakti, zeval vaktinden biraz önce meydana gelir. Buna göre kerahet zamanı da, bu istiva vaktinden zeval vaktine kadar uzayan müddet olur. Örnek: Ocak ayının birinci günü, fecr-i sadıkın doğuşu ezanî saatle 12.50 de olsa, güneşin batışı da 12'de olacağına göre, şer'î gündüz süresi 11 saat 10 dakika olur. Bu günde güneşin doğuşu 2.35'de olacağından örfî gündüzün süresi 9 saat 25 dakika olur. Bu durumda Şer'î gündüzün yarısı, yani istiva zamanı fecirden 5 saat 35 dakika sonra olup güneşin doğuşundan 3 saat 50 dakika sonraya raslar. Bu bakımdan şer'î gündüzün yarısı zeval vaktinden 52 dakika önce olmuş olur. işte bu 52 dakikalık süre bir kerahet zamanıdır. Harzem fıkıh alimlerinin görüşü böyledir. Mekruh vakitler bölümüne bakılsın.}
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi