Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Barla Lâhikası
    Barla Lâhikası - Fihrist
    • BARLA LAHİKASI
    • TAKDİM
    • Yedinci Risale olan Yedinci Mes'ele
    • Mukaddeme
    • Yirmiyedinci Mektub ve Zeyilleri
    • YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ZEYLİ VE İKİNCİ KISMI
    • İKİNCİ ZEYL
    • YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ÜÇÜNCÜ ZEYLİ
    • YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ÜÇÜNCÜ KISMI VE ÜÇÜNCÜ ZEYLİN NİHAYETİDİR
    • MEKTUBAT'IN ÜÇÜNCÜ KISMI
    • Kastamonu ve Emirdağı hayatında iken yazılan ve elyazma nüshalarda dercedilen mektublardır.
    Barla Lâhikası - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Barla Lâhikası - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    haysiyetiyle o ünvanların altında mana-yı remziyle Risale-i Nur gibi o vazifeyi yerine getiren eserler ve zâtlar bu gibi âyâtın daire-i şümullerine girmeleri, Kur'andaki i'caz-ı manevîsinin şe'nidir, belki muktezasıdır ve lâzımıdır.

    Madem Risale-i Nur, bu acib asırda müstesna bir surette bu âyetin işaret ettiği vazifeyi yapıyor ve manasının daire-i külliyesinde bir ferdidir. Elbette müteaddid emareler ve gizli karineler ile diyebiliriz ki; bu âyette dahi Birinci Şua'ın sair otuzbir aded âyetleri gibi Risale-i Nur'a mana-yı işariyle bakar. Şöyle ki:

    لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَ كَانَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَح۪يمًا

    cümlesi, mana-yı işarîsiyle diyor: "Bin üçyüz yetmişe kadar tecavüz eden en karanlık bir zulüm, en karanlık bir zulmetten sizi ey ehl-i iman ve-l Kur'an! Kur'andan gelen Nurlara ve imanın ışıklarına çıkaran ve isminde Nur ve manasında rahîmiyet bulunan ve ism-i Nur ve ism-i Rahîm'in mazharı olan bir lem'a-i Kur'aniyeye ve bu asrımıza bakıp îma ediyor.

    Mana mutabakatından başka bir emare ve karinesi budur ki:

    اِلَى النُّورِ وَ كَانَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَح۪يمًا

    fıkrasının (şedde ve tenvin sayılır) makam-ı cifrîsi dokuzyüz kırkyedi (947) edip, Risalet-ün Nur isminin makamı olan dokuzyüz kırkyedi adedine tamtamına tevafuk ediyor.

    اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَ مُبَشِّرًا

    cümlesi, (şeddeler sayılmaz ve âhirde tenvin vakıftır, elif sayılır) makam-ı cifrîsi ki, bin üçyüz yirmiüç (1323) tarihini gösterir. O tarihte, merkez-i hilafette dehşetli bir inkılabın mebde'-i infilâki içinde, ye'se düşen ehl-i imana müjde verip, İslâmiyet'in hakkaniyetine ve kuvvetine kuvvetli şehadet eden ve veraset-i nübüvvet noktasında davette bulunan hakikî bir şahide işaret eder.

    وَ نَذ۪يرًا وَ دَاعِيًا اِلَى اللّٰهِ

    cümlesi,

    {(Haşiye-1):

    وَدَاعِيًا اِلَى اللّٰهِ

    kelimesi, Risale-i Nur'un hakikî bir ismi olan Bedîüzzaman'ın makamına tamtamına tevafuku ve manen mutabakatı olduğu gibi, yalnız

    وَدَاعِيًا

    kelimesi de, Risale-i Nur'un tercümanı olan Said ismine üç harf ile ittihad ve üç farkla tevafuk eder. Çünki tenvin, elif ve vav mecmuu elliyedi, "sin"den üç fark var. Risale-i Nur talebelerinden Küçük Abdurrahman Tahsin}


     /  
    384
    Kitap Ekle