Barla Lâhikası - Fihrist
- BARLA LAHİKASI
- TAKDİM
- Yedinci Risale olan Yedinci Mes'ele
- Mukaddeme
- Yirmiyedinci Mektub ve Zeyilleri
- YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ZEYLİ VE İKİNCİ KISMI
- İKİNCİ ZEYL
- YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ÜÇÜNCÜ ZEYLİ
- YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ÜÇÜNCÜ KISMI VE ÜÇÜNCÜ ZEYLİN NİHAYETİDİR
- MEKTUBAT'IN ÜÇÜNCÜ KISMI
- Kastamonu ve Emirdağı hayatında iken yazılan ve elyazma nüshalarda dercedilen mektublardır.
Barla Lâhikası - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Barla Lâhikası - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
seviniz." Demişler: "Kızları ne için istisna ettin?" Ferman etmiş ki: "Kızlar kendi kendini sevdirirler, onlar fıtraten sevimlidirler." Evet kız, şefkat ve cemalin mazharı olduğundan, erkek çocuğundan daha ziyade sevilir. Bahusus bu zamanda ebeveyn hakkında kızlar daha mübarektir. Çünki tehlike-i diniyeye çok maruz olmuyorlar.
İkinci sualin:
İbrahim Hakkı, "Cû' ism-i a'zamdır" demesinin muradını bilmiyorum. Zahiren manasızdır, belki de yanlıştır. Fakat ism-i Rahman madem çoklara nisbeten ism-i a'zam vazifesini görüyor. Manevî ve maddî cû' ve açlık, o ism-i a'zamın vesile-i vusulü olduğuna işareten mecazî olarak Cû' ism-i a'zamdır, yani bir ism-i a'zama bir vesiledir, denilebilir.
Mübarek hanenizdeki masumlara dua ve ders arkadaşlarına umumen selâm ediyorum.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî
* * *
(20 Haziran 1934 Çarşamba)
بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ
Aziz, sıddık, meraklı kardeşim Re'fet Bey!
Mektubunda Letaif-i Aşere'yi sual ediyorsun. Şimdi tarîkatı ders vermek zamanında olmadığımdan, tarîk-ı Nakşî muhakkiklerinin Letaif-i Aşere'ye dair eserleri var. Şimdilik vazifemiz ise, istihrac-ı esrar olduğundan, mevcud mesaili nakil değildir. Gücenme, tafsilât veremiyorum. Yalnız bu kadar derim ki: Letaif-i Aşere; İmam-ı Rabbanî kalb, ruh, sırr, hafî, ahfâ, insanda anasır-ı erbaanın herbir unsurdan o unsura münasib bir latife-i insaniye tabir ederek, seyr ü sülûkta her mertebede bir latifenin terakkiyatı ve ahvalinden icmalen bahsetmiştir.
Ben kendimce görüyorum ki, insanın mahiyet-i câmiasında ve istidad-ı hayatiyesinde çok letaif var. Onlardan on tanesi iştihar etmiş. Hattâ hükema ve ülema-i zahirî dahi o letaif-i aşerenin
İkinci sualin:
İbrahim Hakkı, "Cû' ism-i a'zamdır" demesinin muradını bilmiyorum. Zahiren manasızdır, belki de yanlıştır. Fakat ism-i Rahman madem çoklara nisbeten ism-i a'zam vazifesini görüyor. Manevî ve maddî cû' ve açlık, o ism-i a'zamın vesile-i vusulü olduğuna işareten mecazî olarak Cû' ism-i a'zamdır, yani bir ism-i a'zama bir vesiledir, denilebilir.
Mübarek hanenizdeki masumlara dua ve ders arkadaşlarına umumen selâm ediyorum.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî
(20 Haziran 1934 Çarşamba)
بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ
Aziz, sıddık, meraklı kardeşim Re'fet Bey!
Mektubunda Letaif-i Aşere'yi sual ediyorsun. Şimdi tarîkatı ders vermek zamanında olmadığımdan, tarîk-ı Nakşî muhakkiklerinin Letaif-i Aşere'ye dair eserleri var. Şimdilik vazifemiz ise, istihrac-ı esrar olduğundan, mevcud mesaili nakil değildir. Gücenme, tafsilât veremiyorum. Yalnız bu kadar derim ki: Letaif-i Aşere; İmam-ı Rabbanî kalb, ruh, sırr, hafî, ahfâ, insanda anasır-ı erbaanın herbir unsurdan o unsura münasib bir latife-i insaniye tabir ederek, seyr ü sülûkta her mertebede bir latifenin terakkiyatı ve ahvalinden icmalen bahsetmiştir.
Ben kendimce görüyorum ki, insanın mahiyet-i câmiasında ve istidad-ı hayatiyesinde çok letaif var. Onlardan on tanesi iştihar etmiş. Hattâ hükema ve ülema-i zahirî dahi o letaif-i aşerenin
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi