Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
  • Ekle
  • Barla Lâhikası
    Barla Lâhikası - Fihrist
    • BARLA LAHİKASI
    • TAKDİM
    • Yedinci Risale olan Yedinci Mes'ele
    • Mukaddeme
    • Yirmiyedinci Mektub ve Zeyilleri
    • YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ZEYLİ VE İKİNCİ KISMI
    • İKİNCİ ZEYL
    • YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ÜÇÜNCÜ ZEYLİ
    • YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ÜÇÜNCÜ KISMI VE ÜÇÜNCÜ ZEYLİN NİHAYETİDİR
    • MEKTUBAT'IN ÜÇÜNCÜ KISMI
    • Kastamonu ve Emirdağı hayatında iken yazılan ve elyazma nüshalarda dercedilen mektublardır.
    Barla Lâhikası - İşaretler

    Henüz işaret eklenmedi

    Barla Lâhikası - Notlar

    Henüz not eklenmedi

    • Ara
    • Sayfaya git
    • Lügat göster/gizle
    • Kitap ekle
    • Kaydır
    • Fihrist
    • Geçmiş
    • Paylaş
    • Gece-Gündüz modu
    • Tefekkür aç/kapat
    • İşaretlerim
    • Notlarım
    • Toplama sistemi
    • Görüntülü sohbetler
    • Soru-cevaplar
    • Tarih dönüşümü
    • Yardım
    • Ayarlar
    yattım. Gördüm ki: Zât-ı âlînizle birlikte Medine-i Münevvere'ye gitmişiz. Harem-i Şerif'in kapısından girince, Makber-i Saadet önümüzde görünüyordu. Makber-i Saadet'in içinde Peygamberimiz Sallallahü Teâlâ Aleyhi ve Sellem Bâb-üs Selâm'a doğru müteveccih idiler. Ben der-akab koşmak istedim. Birlikte ben sizin bir adım arkanızda olarak vardık. İmamın namazdan fariğ olduğunda nasıl yüzünü cemaate çevirir; bizim girdiğimiz tarafa doğru Zât-ı Risalet dönmüşler, diz üstüne oturmuşlar ve biz de vardık. Zât-ı âlîniz hemen bir adım mesafeli olarak diz çöküp oturdunuz. Ben de sizin arkanızda diz çöküp oturdum. Siz Resul-i Ekrem (Aleyhissalâtü Vesselâm) ile epey müddet görüştünüz. Dikkatli vech-i saadete nazar ettiğimde, alnı vech-i mübareki güneş gibi gayet parlak ve sair aksamı buğday rengi, re'y-ül ayn müşahede ettim. O esnada mükâlemeniz neye müncer olduğunu anlayamadım. Tefsirini üstad-ı ekremime havale ediyorum. Yalnız kasır fikrimle, sen ne oluyorsun, diye kalbimi teskin edebildim. Üstadım şu zalimlerin İslâmiyet'e karşı tecavüzlerini, kendi merciine ve şeriat sahibine şikayet etti.

    Mes'ud

    * * *


    (Vezirzade Küçük Mustafa'nın fıkrasıdır)

    Ey sevgili üstadımız, ey Nurların mazharı ve naşiri!

    Cenab-ı Hak sizi bu memlekete göndermiş, tâ ki dalalete giden ruhlar, senin neşrettiğin Nurlarla kurtulsun. Cenab-ı Hakk'a gece ve gündüz secde-i şükran etsek, bu nimetlerin şükrünü ödeyemeyeceğiz.

    Ey üstadım, ben ümmiyim. Sair kardeşlerim gibi malûmatlı değilim ki, Risale-i Nur'a karşı hissiyatımı dilim ile ifade edeyim. Fakat inşâallah sadakatta ve muhabbette ve irtibat-ı ruhîde kardeşlerime yetişmeye çalışacağım. Uyanık âleminde ifade-i meram edemeyen dilime bedel, uyku âleminde ruhumun diliyle, mahiyetini anlamadığım ve size karşı merbutiyetime delalet eden bir-iki vak'ayı arzedeceğim:

    Birincisi: Bundan bir buçuk sene evvel, ticaret için iki günlük mesafede olan bir köye gitmiştim. O esnada dünyanın içyüzü bana göründü. Hem fâni, hem zindan hükmünde olduğundan bir nefret geldi. Bana bu fâni dünyadan, bâki bir âleme yol gösterecek bir üstad,

     /  
    384
    Kitap Ekle