Barla Lâhikası - Fihrist
- BARLA LAHİKASI
- TAKDİM
- Yedinci Risale olan Yedinci Mes'ele
- Mukaddeme
- Yirmiyedinci Mektub ve Zeyilleri
- YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ZEYLİ VE İKİNCİ KISMI
- İKİNCİ ZEYL
- YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ÜÇÜNCÜ ZEYLİ
- YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ÜÇÜNCÜ KISMI VE ÜÇÜNCÜ ZEYLİN NİHAYETİDİR
- MEKTUBAT'IN ÜÇÜNCÜ KISMI
- Kastamonu ve Emirdağı hayatında iken yazılan ve elyazma nüshalarda dercedilen mektublardır.
Barla Lâhikası - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Barla Lâhikası - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
(Sabri'nin fıkrasıdır)
Bu kerre bir kıt'a lütufname-i fâzılane-i mergubeleriyle tereşşuhat-ı Kitab-ı Mübin'in bir zübdesi bulunan, Fihriste-i Mübin'in Dördüncü Kısmını, Süleyman Efendi kardeşimiz yediyle aldım, okudum. Müellifine, kâtibine, naşirine, hâdimlerine binler dualar ettim. Hakikaten vakt-i kıraatım olan iki saat zarfında, Risalât-ün Nur ve Mektubat-ün Nur'un kâffesini icmalen okumuş kadar mütelezziz ve müstefid oldum. Ve şöyle dedim: Lütufname-i keremkârîlerinde işaret buyurulduğu üzere, dört nüsha değil, belki birkaç ay, her vazifeye tercihan fihristeyi teksir ve neşre sa'y etmeliyiz.
Madem ki, gayemiz neşr-i envâr-ı hakaik-i Kur'andır. Bu mübarek ve kıymetdar eser-i giranbaha ise hakaik-i Kur'aniyenin hülâsası ve zübdesi ve tabiri caiz ise, tam bir pişdarıdır. Miftah-ün nusret ve mirkat-ül fütuhtur.
Üstad-ı azizim! Mukaddemen bu kıymetdar eserleri avn-i İlahî ile vücuda getirdikçe, bu kusurlu talebenizi de, bir muhatab addederek her eseri irsal ve tenvir buyurmakta idiniz. Fakat o zamanlar, gayr-ı ihtiyarî nurla, zulümat karşısında bulunmaklığım hasebiyle, nurlar ile aramdaki perde açılmamıştı. Şimdi o semm-i katil tabirine lâyık muhalif, zıd, menfî cereyanların zevaliyle, envâr-ı bînihaye-i Kur'aniyenin elhamdülillah kapıları açıldı. Salif-ül arz zulümatın zebunu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.
Risalelerin derece-i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisan ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkindedir. Bu mübarek ve kudsî tereşşuhat-ı Kur'aniye ve lemaat-ı Furkaniyeyi, hakikî bir dellâl-ı Kur'an olmalı ki, hakkıyla takdir ve sena edebilsin. Zira bu hayat-ı hakikiye ve sermediye hazinelerindeki müsta'mel kelimat ve tabiratın kâffesi sairlerine min-küll-il vücuh faik ve bâkir beyanatı hâvi, kemal-i selaset ve cezalet ve şâyan-ı gıbta ve hayret, dirayeti müştemil ve câmi' ve cümel ve fıkarat ism-i Bedî' ve Hakîm'in bir cilve-i hâssa ve mümtazesidir, dersem binden bir hakkını bile vermiş olamam.
Hülâsa: Bu Nurların kâffesi deccallara mahsus ve müstahzar elmas gülleler ve ehl-i iman için menba'-ı envâr-ı hakaik olan Kur'an-ı Hakîm'den son asırda nebean etmiş, binler âb-ı hayat-ı bâkiye hazineleridir.
Sabri
* * *
Bu kerre bir kıt'a lütufname-i fâzılane-i mergubeleriyle tereşşuhat-ı Kitab-ı Mübin'in bir zübdesi bulunan, Fihriste-i Mübin'in Dördüncü Kısmını, Süleyman Efendi kardeşimiz yediyle aldım, okudum. Müellifine, kâtibine, naşirine, hâdimlerine binler dualar ettim. Hakikaten vakt-i kıraatım olan iki saat zarfında, Risalât-ün Nur ve Mektubat-ün Nur'un kâffesini icmalen okumuş kadar mütelezziz ve müstefid oldum. Ve şöyle dedim: Lütufname-i keremkârîlerinde işaret buyurulduğu üzere, dört nüsha değil, belki birkaç ay, her vazifeye tercihan fihristeyi teksir ve neşre sa'y etmeliyiz.
Madem ki, gayemiz neşr-i envâr-ı hakaik-i Kur'andır. Bu mübarek ve kıymetdar eser-i giranbaha ise hakaik-i Kur'aniyenin hülâsası ve zübdesi ve tabiri caiz ise, tam bir pişdarıdır. Miftah-ün nusret ve mirkat-ül fütuhtur.
Üstad-ı azizim! Mukaddemen bu kıymetdar eserleri avn-i İlahî ile vücuda getirdikçe, bu kusurlu talebenizi de, bir muhatab addederek her eseri irsal ve tenvir buyurmakta idiniz. Fakat o zamanlar, gayr-ı ihtiyarî nurla, zulümat karşısında bulunmaklığım hasebiyle, nurlar ile aramdaki perde açılmamıştı. Şimdi o semm-i katil tabirine lâyık muhalif, zıd, menfî cereyanların zevaliyle, envâr-ı bînihaye-i Kur'aniyenin elhamdülillah kapıları açıldı. Salif-ül arz zulümatın zebunu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.
Risalelerin derece-i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisan ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkindedir. Bu mübarek ve kudsî tereşşuhat-ı Kur'aniye ve lemaat-ı Furkaniyeyi, hakikî bir dellâl-ı Kur'an olmalı ki, hakkıyla takdir ve sena edebilsin. Zira bu hayat-ı hakikiye ve sermediye hazinelerindeki müsta'mel kelimat ve tabiratın kâffesi sairlerine min-küll-il vücuh faik ve bâkir beyanatı hâvi, kemal-i selaset ve cezalet ve şâyan-ı gıbta ve hayret, dirayeti müştemil ve câmi' ve cümel ve fıkarat ism-i Bedî' ve Hakîm'in bir cilve-i hâssa ve mümtazesidir, dersem binden bir hakkını bile vermiş olamam.
Hülâsa: Bu Nurların kâffesi deccallara mahsus ve müstahzar elmas gülleler ve ehl-i iman için menba'-ı envâr-ı hakaik olan Kur'an-ı Hakîm'den son asırda nebean etmiş, binler âb-ı hayat-ı bâkiye hazineleridir.
Sabri
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi