Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
Barla Lâhikası
Barla Lâhikası - Fihrist
  • BARLA LAHİKASI
  • TAKDİM
  • Yedinci Risale olan Yedinci Mes'ele
  • Mukaddeme
  • Yirmiyedinci Mektub ve Zeyilleri
  • YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ZEYLİ VE İKİNCİ KISMI
  • İKİNCİ ZEYL
  • YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ÜÇÜNCÜ ZEYLİ
  • YİRMİYEDİNCİ MEKTUB'UN ÜÇÜNCÜ KISMI VE ÜÇÜNCÜ ZEYLİN NİHAYETİDİR
  • MEKTUBAT'IN ÜÇÜNCÜ KISMI
  • Kastamonu ve Emirdağı hayatında iken yazılan ve elyazma nüshalarda dercedilen mektublardır.
Barla Lâhikası - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

Barla Lâhikası - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
sabittir. Öyle ise, ey Lütfü! Risale-i Nur'a sıkı yapış ki, bir mürşid-i ekmel bulasın. Lisanına tevhidi ver ki, şu muhkem kal'aya giresin; Feyyaz-ı Mutlak'ın kelâmı olan Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'a hâdim ol ki, o elmas kılıncı elinde tutasın.

İşte o kılınçla, hiç havfsız, başlarını sarhoşlukla o bataklığa sokan dinsizlerin kafalarına vurarak atla. Ondan sonra,

فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ

gibi kat'î delilleri Peygamberimiz Sallallahu Teâlâ Aleyhi Vesellem Efendimizden müteselsilen, bütün Risale-i Nur'un müellifi üstadımız Said Nursî'nin yetiştiği ve serbest gezdiği Şeriat-ı Garra-yı Muhammediye (A.M.) olan hatt-ı müstakimi bari bir parça da sen takib et ki başın felâh bulsun.

Şu geçen Cuma günü ruhumda bir sıkıntı devam ederek, üstadım için "Bismillahirrahmanirrahîm" sırrını istinsah ediyordum. Maalesef emraz-ı asabiyemin hadsiz istilası, o mühim risaleyi pek âni olarak akîm bıraktırdı. Tekrar yine başladım, bir parça yazdım; baktım ki yine satır geçmişim, evvelki yazdığım yere mürekkep dökülmüş. Kendimde o sıkıntı hâlâ duruyor. Tekrar olarak abdest üstüne abdest aldım; bütün seyyiatımı itiraf ederek ortaya döktüm. İstiğfar ettim. Mübarek dua olan salavat-ı şerifeye başladım. Sonra kalbime geldi ki, üstadımdan himmet isteyeyim. Üstadımın üstadına dediği gibi, ben de derim ve dedim...

O hâl, o vaziyet el-ân devam ediyordu. Hattâ intihar derecesine kadar gelmişti. Dedim: "Aman ya Rabbi! Bundaki hikmet nedir?" ve o risaleyi ertesi güne ta'lik ettim.

O akşam yani cumartesi gecesi, âlem-i menamda: Üstadım Atabey'in Zergendere Mescidinde imiş. Sabah namazına gidiyormuşum; tesadüfî bir karakol kumandanı bana dedi ki: "Nereye gidiyorsun?" Câmiye dedim. Beni takiben câmiye o da girdi. Gördüm ki, üstadım bir karyola üzerindedir. Evvelki cemaatımızdan hariç, içeride beş-altı daha jandarma bulunuyor. Cemaat "Lâ ilahe illallahü vahdehu lâ şerike leh... ilh." devam ediyorlar. O beraber girdiğimiz kumandan ise, cemaatımıza


 /  
384
Kitap Ekle