Temyiz mahkemesinin bozma kararı Afyon’a ulaştığı günler, Üstâd Hazretlerinin mahpusluk günleri onaltı buçuk ayı buluyordu. Yargıtayın bu kararı ile, başta Üstâd olmak üzere hapiste kalmış Nur talebeleri kanunen derakab

(151) Osmanlıca Afyon Mahkemesi müdafaatı birinci zeyli, s: 152-180.

tahliye edilmeleri lâzım iken, hatta Denizli hapishanesinde beraetle neticelenen aynı dava ve aynı meseleden dokuz aylık tutukluluk günlerinin Afyon mahkemesi kararında hesaplanıp düşürülmesi yine kanunen ve kaideten icab ederken, bunların hiç birisi yapılmadığı gibi, tahliyesine ise asla oralı olunmamıştır.. Ve kanunsuz olarak zulmen, Afyon mahkemesinin bozulmuş ve bozuk olan kararı aynen tatbik edilip infaz edilmiştir.

Böylece Bediüzzaman Hazretleri Afyon hapishanesinde, temyizin bozma kararından sonra da üç buçuk ay daha bırakılmıştır. Onun düşmanlarının elinde de en son bu zulüm kalmıştı zaten.. Bunu da böylece uyguladılar.

YARGITAYIN ADİL KARARINDAN BÖLÜMLER

Temyiz Birinci Ceza Dairesi’nin tarihî ve âdil karar ilâmından bazı mühim kısımlarının derci münasib görüldü. Hazret-i Üstâd da, onu ta o günlerde neşrettirmişti. İşte o hakperest, âdil kararın mühim bazı bölümleri:

“... Suç işlemek kasdıyla teşekkül eden cem’iyetlerin, medeni kanunda ve cem’iyetler kanununda yazılıp, formaliteleri yerine getirmek suretiyle teşekkül etmiyeceği.. Ve Ceza Hukuku bakımından bu kabil cem’iyetler, bir takım kimselerin suç işlemek kasdıyla birleşmeleri halinde vücud bulacağı cihetle, karar yerinde mucib sebebler varid değildirler...

... Bu neşriyatın Denizli Mahkemesinde suç mevzuu olan meselelerden gayrı mes’eleler olmasına mütevakkıf olup.. çünki beraet kararına, mevzu’ olan neşriyat hakkında Denizli mahkemesince müttehaz karar ve mucib sebebler, faraza hatalı olsa bile; hüküm, sanıkların lehine kesinleşmiş ve o neşriyatın suç olmadığı hükmen kabul edilmiş bulunmasına nazaran; Eskişehir ve Denizli mahkemelerindeki dosyalar celbedilerek îrad olunan sual alınan cevablara göre; Suç mevzuu olan yazılar ile, Afyon mahkemesinde suç mevzuu olan yazılar arasında ayniyet ve mütabakat olup olmadığı tedkik edilmekle beraber, “Sirac-ün Nur” kitabını evvelden yazılmış ve sonradan bir araya cem’ ve telfik edilmiş ve Denizli mahkemesince tetkik kılınmış olan Risale-i Nur cüzlerinden ibaret bir kitab olup olmadığı.. Denizli mahkemesinin kararından sonra yeniden yazılmış olan kısımlar olup olmadığı ayırt edilmek.. Ve Said-i Nursi, eserlerindeki mütalâaların telkinî mahiyette olmayıp da, hareket ile müterafık teşvikî mahiyette bulunup bulunmadığı etraflı olarak tebaruz ettirilmek icab ederken; bu hususlarda zühul olunmasında isabet olmadığından