köy olan ilama’ya iki defadan fazla gitmeye müsaade edilmiyecek derecede ihtilât ve gezmekten men edildiğim gibi, bir varidatım, bir malım olmamakla beraber, o köyde benim gibi bir adam çalışacak iş bulamadığımdan ve kimsenin bir şeyini de kabul etmemek bir meslek-i hayatım olduğundan; çektiğim perişaniyet ve zarar ve ziyanın takdirini müdde-i umumiliğe havale ederek, ya kitaplarımın hepsini iadesini veyahut bu husustaki zarar ve ziyanımın müsebbiblerinden tazminini dava ediyorum.
tetimme
Hükûmetin kanunu, tarikat dersi vermeye ve nusha yazmaya ve nüfûz temin etmeye müsaade etmediği ve ben de bunlarla alâkadar olmadığım ve hükûmet de yanıma gelen ziyaretçileri hoş görmediği için; bazı adam müteaddit defa tarikat ve nusha niyetiyle yanıma gelmek istedi. Ben de hükûmetin kanununa riyayet etmek ve hükûmet me’murlarını sebepsiz kuşkulandırmamak için kabul etmeyip reddettim. Mesmuatıma göre ,bu helden muğber olanlar, yalan ve asılsız bir surette isnadatta bulunmuş. Böyle hükûmetin kanununa riayeten reddettigim kimseler yüzünden, onu böyle sıkıştırmaktan, hilâf-ı kanun hareket etmediğim için böyle azap vermek, kanunu dinlememeye mecburiyet veziyetini veriyorlar manası çıkıyor.
Dokuz senedir dünyevî hayatıma gelen her türlü işkencelere tahammül edip sabrettim. Sükût ettim. Fakat dünyalarına karışmadığım halde böyle hayat-ı uhreviyeme su-i kasd suretindeki taarruz karşısında sabrım tükendi. Hakkımı aramak için ikame-i davaya mecbur oldum.
Said-i Nursi”
{Barla Lahikası, Envar Neşriyat, s: 213.}
Hazret-i Üstâd’ın dilekçesi müdde-i umuma verildikten tahminen bir iki gün sonra, yeniden Üstâd ve talebeleri sağdan-soldan toplattırılmış, şiddetli bir surette ve kılı kırk yararcasına istintaklar, sorgulamalar ve soruşturmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu arada Ankara’dan hareket edip gelen içişleri bakanı ve beraberindeki jandarma ve polislerle Isparta’ya ulaşırlar. Bundan sonra da herhalde istintaklar iki üç gün daha sürmüş olabilir.
(Haşiye)Cay-i dikkattir ki; sekiz dokuz senedenberi zulüm ve tazyikat altında gizlemeye mecbur olduğum en eski ve en mahrem evrakları âni olarak tahhari edip, hiç bir şey bırakmayarak alındığı halde, mucib-i telaş ve daî-i endişe ve medar-ı hicab ve hacalet bir şey bulunmaması, garazkâr su-i zanlı ehl-i dünyanın ona karşı ettikleri haksız tazyikat ve tarassud, ne kadar çirkin ve hata olduğuu gösteriyor.Acaba onu ittiham eden ve kendini vatana ve millete sadık tevehhüm eden ehl-i dünyanın en büyük me’murundan en küçüğüne kadar, değil sekiz dokuz sene, belki sekiz- dokuz ay zarfında en mahrem en gizli evrakı meydana atılıp tetkik edilse; ona telâş verecek ve utadıracak sekiz-dokuz madde çıkmaz mı? S. Nursi.
İçişleri Bakanı Isparta’ya geldikten sonra bizzat meseleyle yakından ilgilenir. Tartar, ölçer. Amik-ariz araştırmalarda bulunur. Amma ipucu, delil olacak ve kanunlarca suç sayılacak hiç bir şey bulamaz.
tetimme
Hükûmetin kanunu, tarikat dersi vermeye ve nusha yazmaya ve nüfûz temin etmeye müsaade etmediği ve ben de bunlarla alâkadar olmadığım ve hükûmet de yanıma gelen ziyaretçileri hoş görmediği için; bazı adam müteaddit defa tarikat ve nusha niyetiyle yanıma gelmek istedi. Ben de hükûmetin kanununa riyayet etmek ve hükûmet me’murlarını sebepsiz kuşkulandırmamak için kabul etmeyip reddettim. Mesmuatıma göre ,bu helden muğber olanlar, yalan ve asılsız bir surette isnadatta bulunmuş. Böyle hükûmetin kanununa riayeten reddettigim kimseler yüzünden, onu böyle sıkıştırmaktan, hilâf-ı kanun hareket etmediğim için böyle azap vermek, kanunu dinlememeye mecburiyet veziyetini veriyorlar manası çıkıyor.
Dokuz senedir dünyevî hayatıma gelen her türlü işkencelere tahammül edip sabrettim. Sükût ettim. Fakat dünyalarına karışmadığım halde böyle hayat-ı uhreviyeme su-i kasd suretindeki taarruz karşısında sabrım tükendi. Hakkımı aramak için ikame-i davaya mecbur oldum.
Said-i Nursi”
{Barla Lahikası, Envar Neşriyat, s: 213.}
Hazret-i Üstâd’ın dilekçesi müdde-i umuma verildikten tahminen bir iki gün sonra, yeniden Üstâd ve talebeleri sağdan-soldan toplattırılmış, şiddetli bir surette ve kılı kırk yararcasına istintaklar, sorgulamalar ve soruşturmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu arada Ankara’dan hareket edip gelen içişleri bakanı ve beraberindeki jandarma ve polislerle Isparta’ya ulaşırlar. Bundan sonra da herhalde istintaklar iki üç gün daha sürmüş olabilir.
(Haşiye)Cay-i dikkattir ki; sekiz dokuz senedenberi zulüm ve tazyikat altında gizlemeye mecbur olduğum en eski ve en mahrem evrakları âni olarak tahhari edip, hiç bir şey bırakmayarak alındığı halde, mucib-i telaş ve daî-i endişe ve medar-ı hicab ve hacalet bir şey bulunmaması, garazkâr su-i zanlı ehl-i dünyanın ona karşı ettikleri haksız tazyikat ve tarassud, ne kadar çirkin ve hata olduğuu gösteriyor.Acaba onu ittiham eden ve kendini vatana ve millete sadık tevehhüm eden ehl-i dünyanın en büyük me’murundan en küçüğüne kadar, değil sekiz dokuz sene, belki sekiz- dokuz ay zarfında en mahrem en gizli evrakı meydana atılıp tetkik edilse; ona telâş verecek ve utadıracak sekiz-dokuz madde çıkmaz mı? S. Nursi.
İçişleri Bakanı Isparta’ya geldikten sonra bizzat meseleyle yakından ilgilenir. Tartar, ölçer. Amik-ariz araştırmalarda bulunur. Amma ipucu, delil olacak ve kanunlarca suç sayılacak hiç bir şey bulamaz.