Mufassal Tarihçe 2 - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Mufassal Tarihçe 2 - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Üstâd’ın bu mektubu, 29.1944’de yazılmış olup, Hafız Mustafa’nın mektubuyle beraber Sadık Bey’e gönderildiği anlaşılmaktadır.
İkinci Hatıra: Yine Üstâd’ın kaleminden... Üstâd Emirdağı’na geldikten bir müddet sonra kaleme almış olduğu “Meyvenin Onuncu Meselesi’nin Haşiyeleri” diye yazılan ikinci haşiyenin başında şöyle der:
“Denizli Hapsinden tahliyemizen sonra, meşhur şehir otelinin yüksek katında oturmuştum. Karşımda güzel bahçelerdeki kesretli kavak ağaçları birer halka-i zikir tarzında gayet lâtif, tatlı bir surette hem kendileri hem dalları, hem yaprakları havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane haraketle rakslarını; kardeşlerimin müfarakatından ve yalnız kaldığımdan, hüzünlü ve gamlı kalbime ilişti. Birden güz ve kış mevsimi hatıra geldi ve bana bir gaflet bastı. Ben o kemal-i neşe ile cilvelenen o nazenin kavaklara ve zihayatlara o kadar acıdım ki, gözlerim yaş ile doldu. Kâinatın süslü perdesi altındaki ademleri, firakları ihtar ve ihsas ile; kâinat dolusu firakların, zevallerin hüzünleri başıma toplandı...
Birden hakikat-ı Muhammediye (A.M.)’nin getirdiği Nur imdada yetişti. O hadsiz hüzünleri ve gamları, sürurlara çevirdi. Hatta o nurun
İkinci Hatıra: Yine Üstâd’ın kaleminden... Üstâd Emirdağı’na geldikten bir müddet sonra kaleme almış olduğu “Meyvenin Onuncu Meselesi’nin Haşiyeleri” diye yazılan ikinci haşiyenin başında şöyle der:
“Denizli Hapsinden tahliyemizen sonra, meşhur şehir otelinin yüksek katında oturmuştum. Karşımda güzel bahçelerdeki kesretli kavak ağaçları birer halka-i zikir tarzında gayet lâtif, tatlı bir surette hem kendileri hem dalları, hem yaprakları havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane haraketle rakslarını; kardeşlerimin müfarakatından ve yalnız kaldığımdan, hüzünlü ve gamlı kalbime ilişti. Birden güz ve kış mevsimi hatıra geldi ve bana bir gaflet bastı. Ben o kemal-i neşe ile cilvelenen o nazenin kavaklara ve zihayatlara o kadar acıdım ki, gözlerim yaş ile doldu. Kâinatın süslü perdesi altındaki ademleri, firakları ihtar ve ihsas ile; kâinat dolusu firakların, zevallerin hüzünleri başıma toplandı...
Birden hakikat-ı Muhammediye (A.M.)’nin getirdiği Nur imdada yetişti. O hadsiz hüzünleri ve gamları, sürurlara çevirdi. Hatta o nurun
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi