Mufassal Tarihçe 2 - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Mufassal Tarihçe 2 - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
ve namına hareket eden bir taife dahi, şimdiye kadar işitilmemiş ve görülmemiş bir tarzda tayyarelerle, paraşütlerle semadan bir bela-i semavî gibi nüzûl ettiriyor, düşmanların arkasına indiriyor. Hazret-i İsa’nın nüzûlünün maddeten bir misalini gösteriyor.
Evet, hadis-i şerifin ifadesiyle Hazret-i İsa’nın semavi nûzulü kat’i olmakla beraber, mana-yı işarisiyle başka hakikatleri ifade ettiği gibi, bu hakikate de mu’cizane işaret ediyor... ”
{Osmanlıca Kastamonu-1, s: 146-149 }
“... Ahmedin rü’yası çok mübarek ve güzeldir. Hazret-i İsa’nın kuvvetli sadasını işitmek, ısevîlerden kuvvetli bir imdat hizb-i Kur’ân’a iltihak etmeye işaret olabilir...”
{Aynı eser, s: 251.}
“...İşarat-ı Kur’âniyenin bu zamanımıza temas eden küçük bir şua’ı bugün sure-i Vel-Asr’i nükte-i i’caziyesi münasebetiyle; Sure-i fîl’den ma’nay-ı işarî tabakasından tevafuk düsturuna istinaden bir nüktesini beyan etmem ihtar edildi, şöyle ki:
Sure-i ... meşhur ve tarihî bir hadise-i cüz’iyeyi beyan ile, küllî ve her asırda efradı bulunan o gibi ve ona benzeyen hadiseleri ihtar ve tabakat-ı işariyeden her tabakaya göre bir manayı ifade etmek, uzun asırlarda umum nev’i beşerle konuşan Kur’ân-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın belagatının muktezası olmasından, bu kudsî sure, bu asrımıza da bakıyor, ders veriyor. Fenaları tokatlıyor. Manay-i işarî tabakasında bu asrın en büyük hadisesini haber vermekle beraber; dünyayı her cihetle dine tercih etmek ve dalâlette gitmenin cezası olarak; cifir ve ebced ile üç cümlesi aynı hadisenin zamanına tetabuk edip işaret ediyor.
Birinci cümlesi: Kâ’be-i Muazzama’ya hücum eden Ebrehe askerlerinin başlarına Ebabil tayyareleriyle semavî bombalar yağdırmasını ifade eden
Cümle-i kudsiyesi 1359 edip, dünyayı dine tercih eden ve nevi beşeri yoldan çıkaran medeniyetçilerin başlarına semavî bombalar ve taşları yağdırmasına tevafukla işaret ediyor.
İkinci Cümlesi: ... kelime-i kudsiyesi, eski zaman hadisesindeki Kâ’be’nin Nur’unu söndürmek için, hilelerle hücum edenlerin kendileri yokluk zulümat dalâletinde aksülamel ile aleyhlerine dönmesiyle tokat yedikleri gibi; bu asrın aynen hilelerle, desiselerle, zulümlerle edyan-ı semaviye kabesini, kıblegâhını dalâlet hesabına tahribe çalışan cebbar, mağrur ehl-i dalâletin tadlil ve idlallarına semavî bombalar tokadıyla cezalanmasına aynı tarihi kelime-i kudsiyesi 1360 makam-ı cifrisiyle tevafuk edip işaret ediyor.
Evet, hadis-i şerifin ifadesiyle Hazret-i İsa’nın semavi nûzulü kat’i olmakla beraber, mana-yı işarisiyle başka hakikatleri ifade ettiği gibi, bu hakikate de mu’cizane işaret ediyor... ”
{Osmanlıca Kastamonu-1, s: 146-149 }
“... Ahmedin rü’yası çok mübarek ve güzeldir. Hazret-i İsa’nın kuvvetli sadasını işitmek, ısevîlerden kuvvetli bir imdat hizb-i Kur’ân’a iltihak etmeye işaret olabilir...”
{Aynı eser, s: 251.}
“...İşarat-ı Kur’âniyenin bu zamanımıza temas eden küçük bir şua’ı bugün sure-i Vel-Asr’i nükte-i i’caziyesi münasebetiyle; Sure-i fîl’den ma’nay-ı işarî tabakasından tevafuk düsturuna istinaden bir nüktesini beyan etmem ihtar edildi, şöyle ki:
Sure-i ... meşhur ve tarihî bir hadise-i cüz’iyeyi beyan ile, küllî ve her asırda efradı bulunan o gibi ve ona benzeyen hadiseleri ihtar ve tabakat-ı işariyeden her tabakaya göre bir manayı ifade etmek, uzun asırlarda umum nev’i beşerle konuşan Kur’ân-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın belagatının muktezası olmasından, bu kudsî sure, bu asrımıza da bakıyor, ders veriyor. Fenaları tokatlıyor. Manay-i işarî tabakasında bu asrın en büyük hadisesini haber vermekle beraber; dünyayı her cihetle dine tercih etmek ve dalâlette gitmenin cezası olarak; cifir ve ebced ile üç cümlesi aynı hadisenin zamanına tetabuk edip işaret ediyor.
Birinci cümlesi: Kâ’be-i Muazzama’ya hücum eden Ebrehe askerlerinin başlarına Ebabil tayyareleriyle semavî bombalar yağdırmasını ifade eden
Cümle-i kudsiyesi 1359 edip, dünyayı dine tercih eden ve nevi beşeri yoldan çıkaran medeniyetçilerin başlarına semavî bombalar ve taşları yağdırmasına tevafukla işaret ediyor.
İkinci Cümlesi: ... kelime-i kudsiyesi, eski zaman hadisesindeki Kâ’be’nin Nur’unu söndürmek için, hilelerle hücum edenlerin kendileri yokluk zulümat dalâletinde aksülamel ile aleyhlerine dönmesiyle tokat yedikleri gibi; bu asrın aynen hilelerle, desiselerle, zulümlerle edyan-ı semaviye kabesini, kıblegâhını dalâlet hesabına tahribe çalışan cebbar, mağrur ehl-i dalâletin tadlil ve idlallarına semavî bombalar tokadıyla cezalanmasına aynı tarihi kelime-i kudsiyesi 1360 makam-ı cifrisiyle tevafuk edip işaret ediyor.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi