Mufassal Tarihçe 1 - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Mufassal Tarihçe 1 - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
bir hiss-i kabl-el vuku’ ile, çok sonra meydana çıkacak bir istibdad ve zulmü hissetmişler, fakat hücum oklarını yanlış bir hedefe atmışlardır, diyor.
3- Birinci şua’ risalesi, 29. ayetin beyânının sonunda “Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid devirlerine işaret ettiğini” kaydeder. Oraya müracaat...
4- Sekizinci şua’nın âhirinde, Hilâfet-i İslâmiye hakkında gelen hadis-i şerifin mânâ-yı işarîlerini yazarken cifrî ve ebcedî hesabiyle, Hicrî 1328, Rumi 1326 (Miladi 1909) ederek hilâfet-i İslâmiye’nin sona erdiğine işaret ettiğini.. ayrıca İslâmiyet’in ilk dört halifeleri Hazret-i Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Alî Radiyallahü teala aleyhim ecmainin isimlerinin beraberce Ebcedî makâmı yine 1326 Rumi (1909) ederek Hilafet-i Osmaniye’nin sona ereceğine ve bu tarihten sonra, artık Hilafet’in şerâitine muvafık tarzda takarrur etmediğine ve etmiyeceğine işaret ettiğini kaydetmekle; Sultan Abdülhamid’in İslâm’ın son halifesi olduğuna işaret etmektedir.(62)
5- Rumuzât-ı Semaniye risalesinde, Sûre-i Alak’ın bazı cümleleri 1322 Rumi-1324 Hicri ederek yine hanedan-ı Osmaniye’nin hal’ ve nasb gibi mühim hadisatına baktığını ve Balkan ittifakiyle zuhura gelen mühim hadiselere işaret ettiğini kaydetmektedir.(63)
6- “Hilafet-i Abbasiye, Hülagu’nun hücûmiyle hatime verildi. Üç dört asır zaman-ı fetretten sonra âyetinin sırrına mazhar olan Osmanlı âdil padişahları, hadis-i şerifteki istikameti yerine getirmeye çalıştıklarından, hadisin hükmiyle ümmet için bin sene hilâfet-i İslâmiyeyi ve şer’-i şerif üzerine giden hükûmetin idâmesine vasıta oldular.“(64) diyor.
7- 1952 senesinde İstanbul’da Nur talebesi bir muallimin zihnini meşgul eden, Üstâd Bediüzzaman hazretlerinin 2’nci Meşrutiyyet sıralarında, Sultan Abdülhamid’le macerasını ve Üstâd’ın o sıra neşretmiş olduğıı nutuk ve makalelerindeki bazı ifadelerini, sair hürriyetperverler gibi Bediüzzaman’ın da bir i’tirazı, bir hücumu mânâsında anlaması üzerine; Üstâd Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri bu konuda talebelerine bir yazının ana hatlarını dikte ettirmiş ve bir lâhika olarak o zamanlar hem eski harfle hem de yeni harfle teksir ettirerek neşrettirmişti. O Mektubu aynen buraya alıyoruz.
3- Birinci şua’ risalesi, 29. ayetin beyânının sonunda “Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid devirlerine işaret ettiğini” kaydeder. Oraya müracaat...
4- Sekizinci şua’nın âhirinde, Hilâfet-i İslâmiye hakkında gelen hadis-i şerifin mânâ-yı işarîlerini yazarken cifrî ve ebcedî hesabiyle, Hicrî 1328, Rumi 1326 (Miladi 1909) ederek hilâfet-i İslâmiye’nin sona erdiğine işaret ettiğini.. ayrıca İslâmiyet’in ilk dört halifeleri Hazret-i Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Alî Radiyallahü teala aleyhim ecmainin isimlerinin beraberce Ebcedî makâmı yine 1326 Rumi (1909) ederek Hilafet-i Osmaniye’nin sona ereceğine ve bu tarihten sonra, artık Hilafet’in şerâitine muvafık tarzda takarrur etmediğine ve etmiyeceğine işaret ettiğini kaydetmekle; Sultan Abdülhamid’in İslâm’ın son halifesi olduğuna işaret etmektedir.(62)
5- Rumuzât-ı Semaniye risalesinde, Sûre-i Alak’ın bazı cümleleri 1322 Rumi-1324 Hicri ederek yine hanedan-ı Osmaniye’nin hal’ ve nasb gibi mühim hadisatına baktığını ve Balkan ittifakiyle zuhura gelen mühim hadiselere işaret ettiğini kaydetmektedir.(63)
6- “Hilafet-i Abbasiye, Hülagu’nun hücûmiyle hatime verildi. Üç dört asır zaman-ı fetretten sonra âyetinin sırrına mazhar olan Osmanlı âdil padişahları, hadis-i şerifteki istikameti yerine getirmeye çalıştıklarından, hadisin hükmiyle ümmet için bin sene hilâfet-i İslâmiyeyi ve şer’-i şerif üzerine giden hükûmetin idâmesine vasıta oldular.“(64) diyor.
7- 1952 senesinde İstanbul’da Nur talebesi bir muallimin zihnini meşgul eden, Üstâd Bediüzzaman hazretlerinin 2’nci Meşrutiyyet sıralarında, Sultan Abdülhamid’le macerasını ve Üstâd’ın o sıra neşretmiş olduğıı nutuk ve makalelerindeki bazı ifadelerini, sair hürriyetperverler gibi Bediüzzaman’ın da bir i’tirazı, bir hücumu mânâsında anlaması üzerine; Üstâd Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri bu konuda talebelerine bir yazının ana hatlarını dikte ettirmiş ve bir lâhika olarak o zamanlar hem eski harfle hem de yeni harfle teksir ettirerek neşrettirmişti. O Mektubu aynen buraya alıyoruz.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi