Mufassal Tarihçe 1 - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Mufassal Tarihçe 1 - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
BİR FASIL BEDİÜZZAMAN VE SULTAN ABDÜLHAMİD
Bediüzzaman’ın yukarıda geçen hürriyet hakkındaki ilk nutkunun son bölümünde Sultan Abdülhamid’in ismi ve ahvâli geçmesi münasebetiyle; Bediüzzaman’ın tımarhaneye ve tarassuthaneye zahiren onun tarafından sevk edildiği veya onun namına Mabeyn hükûmetinin tedbiriyle o gibi muameleler ona reva görüldüğü ve şark’tan Medreset-üz-Zehra’sı için Padişaha müracaat azmiyle gelmişken, hiç bir mülayim karşılık görmediği, fikir ve düşüncelerine cevab verilmemekle beraber, müracaatlarına bir ilgi gösterilmediği halde; hakikat ve gerçek olarak Bediüzzaman’ın ona karşı tutum ve davranışı, yahut onun hakkındaki fikir ve düşünceleri hangi merkezde olduğu hakkında bir fasıl açarak mahiyetine bakacağız:
Evvela: Bu mes’eleyi Bediüzzaman’ın Meşrutiyet döneminde neşr olunan nutuk, makale, müdafaat ve kitaplarından,
Saniyen: Cumhuriyet döneminde te’lif etmiş olduğu Risale-i Nur kitapları ve müdafaatlarından,
Salisen: Bediüzzaman’ın en yakın talebe ve hizmetkârlarının bu konuda ondan işittikleri sözlerinden sorarak, gerçek mahiyetini bulmaya çalışacağız. Bu tahlilde başkaların lâf u güzafına göre değil, hem başkalarının zihniyet ve hayalhanesindeki tasavvuruna göre de değil, belki Bediüzzaman’ın gerçek olarak Sultan Abdülhamid’e karşı tutum, davranış, fikir ve düşüncelerinin hakikatini yukarıda sıraladığım yalnız o üç kaynaktan öğrenmeye çalışacağız.
İşte birinci kaynak; Meşrutiyet dönemindeki nutuk makale, müdafaat ve kitaplarına müracaat ediyoruz:
1- Meşrutiyetin il’ânının ilk günlerinde söylediği nutkunun son bölümünde: “Yaşasın yaraları tedavî etmek fikrinde olan halife-i peygamber”(47) Demek suretiyle, onun şahsiyet ve makâmının ne olduğunu ortaya koymaktadır.
2- 23 Mart 1909’da gazetelerde intişar eden “Dağ meyvesi acı da olsa devadır” başlıklı makalesinin yedinci maddesinde:
“Hilâfete dair bir rû’yadır. Âlem-i menamda Padişah’ı gördüm(48) dedim: Sen zekât-ül ömrü, Ömer-i sani(49) mesleğinde sarfet! Tâ ki, Meşrûtiyet
Bediüzzaman’ın yukarıda geçen hürriyet hakkındaki ilk nutkunun son bölümünde Sultan Abdülhamid’in ismi ve ahvâli geçmesi münasebetiyle; Bediüzzaman’ın tımarhaneye ve tarassuthaneye zahiren onun tarafından sevk edildiği veya onun namına Mabeyn hükûmetinin tedbiriyle o gibi muameleler ona reva görüldüğü ve şark’tan Medreset-üz-Zehra’sı için Padişaha müracaat azmiyle gelmişken, hiç bir mülayim karşılık görmediği, fikir ve düşüncelerine cevab verilmemekle beraber, müracaatlarına bir ilgi gösterilmediği halde; hakikat ve gerçek olarak Bediüzzaman’ın ona karşı tutum ve davranışı, yahut onun hakkındaki fikir ve düşünceleri hangi merkezde olduğu hakkında bir fasıl açarak mahiyetine bakacağız:
Evvela: Bu mes’eleyi Bediüzzaman’ın Meşrutiyet döneminde neşr olunan nutuk, makale, müdafaat ve kitaplarından,
Saniyen: Cumhuriyet döneminde te’lif etmiş olduğu Risale-i Nur kitapları ve müdafaatlarından,
Salisen: Bediüzzaman’ın en yakın talebe ve hizmetkârlarının bu konuda ondan işittikleri sözlerinden sorarak, gerçek mahiyetini bulmaya çalışacağız. Bu tahlilde başkaların lâf u güzafına göre değil, hem başkalarının zihniyet ve hayalhanesindeki tasavvuruna göre de değil, belki Bediüzzaman’ın gerçek olarak Sultan Abdülhamid’e karşı tutum, davranış, fikir ve düşüncelerinin hakikatini yukarıda sıraladığım yalnız o üç kaynaktan öğrenmeye çalışacağız.
İşte birinci kaynak; Meşrutiyet dönemindeki nutuk makale, müdafaat ve kitaplarına müracaat ediyoruz:
1- Meşrutiyetin il’ânının ilk günlerinde söylediği nutkunun son bölümünde: “Yaşasın yaraları tedavî etmek fikrinde olan halife-i peygamber”(47) Demek suretiyle, onun şahsiyet ve makâmının ne olduğunu ortaya koymaktadır.
2- 23 Mart 1909’da gazetelerde intişar eden “Dağ meyvesi acı da olsa devadır” başlıklı makalesinin yedinci maddesinde:
“Hilâfete dair bir rû’yadır. Âlem-i menamda Padişah’ı gördüm(48) dedim: Sen zekât-ül ömrü, Ömer-i sani(49) mesleğinde sarfet! Tâ ki, Meşrûtiyet
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi