Mesnevî-i Nurîye(Bd.) - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Mesnevî-i Nurîye(Bd.) - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Şu gelen parça:
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاةُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ
وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
âyetinin şecere-i nuraniyesinden bir tomurcuktur ki, bir bahar mevsiminde ağaçlardan çiçeklerin zuhur ve inkişafı vaktinde, cezbemi heyecana getiren o andaki, onları seyr ü temaşam esnasında onların tesbihatını tefekküre daldım. Başkası için değil, kendim için şu gelecek tesbihat-ı fikriye ile tekellüme başladım. O tekellümat-ı tesbihiyenin bazısı şiir değil, fakat şiire benzer tarzda bir nevi kafiye ile cezbenin raksı şeklinde tulu’ etti. Yok, belki cezbe-i fikir içinde zikir kafiyesi bu şekil zuhur etti.
(1) Maatteessüf benim kasır ve kısır tercümem, metn-i Arabîsindeki pek yüksek, çok parlak, âlî ve gâlî üslubu muhafaza etmek değil, yalnız maanisindeki hakikatlarını olsun bile lâyıkıyla Türkçe’ye aktaramadı. Kariînden özür dilerim. (Mütercim)
İşte:
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ وَ بِهِ نَسْتَعِينُ
Hamdolsun o Allah’a ki, her bir şey, kendi kelimat-ı mahsusasıyla onu takdis ve tesbih eyler. O kelimat-ı tesbihiye ki, âdeta işitilircesine göz önünde meşhuddur. Meselâ nurlar, nehirler ve bulutlar; ziya, ma’ ve havanın kelimeleridirler. Ve daha bunlara herşeyi kıyas et!
Takdis ederiz o zatı ki, ziya kendi envarıyla; Su ve hava, nehirleri ve bulutlarıyla; Toprak ve nebat, taşları ve çiçekleriyle; cevv-i hava ve ağaçlar, kendi tuyûr ve semeratıyla; Bulut ve gökler de yağmurları ve aylarıyla O’nu tesbih ederler.
Demek ziyanın parıldaması, Cenab-ı Rabb-i İzzet tarafından bir tenvirdir, bir teşhirdir. Havanın dalgalanması ise, elbette onun tasrifiyle ve tavzifiyledir. Suların yerden kaynamaları da, ancak onun teshir ve
____________________________________
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاةُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ
وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
âyetinin şecere-i nuraniyesinden bir tomurcuktur ki, bir bahar mevsiminde ağaçlardan çiçeklerin zuhur ve inkişafı vaktinde, cezbemi heyecana getiren o andaki, onları seyr ü temaşam esnasında onların tesbihatını tefekküre daldım. Başkası için değil, kendim için şu gelecek tesbihat-ı fikriye ile tekellüme başladım. O tekellümat-ı tesbihiyenin bazısı şiir değil, fakat şiire benzer tarzda bir nevi kafiye ile cezbenin raksı şeklinde tulu’ etti. Yok, belki cezbe-i fikir içinde zikir kafiyesi bu şekil zuhur etti.
(1) Maatteessüf benim kasır ve kısır tercümem, metn-i Arabîsindeki pek yüksek, çok parlak, âlî ve gâlî üslubu muhafaza etmek değil, yalnız maanisindeki hakikatlarını olsun bile lâyıkıyla Türkçe’ye aktaramadı. Kariînden özür dilerim. (Mütercim)
İşte:
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ وَ بِهِ نَسْتَعِينُ
Hamdolsun o Allah’a ki, her bir şey, kendi kelimat-ı mahsusasıyla onu takdis ve tesbih eyler. O kelimat-ı tesbihiye ki, âdeta işitilircesine göz önünde meşhuddur. Meselâ nurlar, nehirler ve bulutlar; ziya, ma’ ve havanın kelimeleridirler. Ve daha bunlara herşeyi kıyas et!
Takdis ederiz o zatı ki, ziya kendi envarıyla; Su ve hava, nehirleri ve bulutlarıyla; Toprak ve nebat, taşları ve çiçekleriyle; cevv-i hava ve ağaçlar, kendi tuyûr ve semeratıyla; Bulut ve gökler de yağmurları ve aylarıyla O’nu tesbih ederler.
Demek ziyanın parıldaması, Cenab-ı Rabb-i İzzet tarafından bir tenvirdir, bir teşhirdir. Havanın dalgalanması ise, elbette onun tasrifiyle ve tavzifiyledir. Suların yerden kaynamaları da, ancak onun teshir ve
____________________________________
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi