Mesnevî-i Nurîye(Bd.) - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Mesnevî-i Nurîye(Bd.) - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
kevnî olan cüz’-ü cüz’î içinde tegalgul edip, uluhiyet-i mutlakanın azamet-i mertebesini unutarak; azamet, heybet ve kibriya maliki olan Ma’bud-u Mutlak’a karşı ubudiyet-i fikriye âdâbının levazımını ihlal etmesin. Hem tâ, onunla senin zihnin o cüz’-ü cüz’îden nazarını çekip, emsal ve benzerlerine gitmek üzere inbisat peyda etsin. Hem tâ ki Kur’an, bu tarz-ı üslûbuyla umum cüz’î olan şeylerde bile, -velev hakir ve zail olsun- Sultan-ı Ezel ve Ebed’in marifetine, hem Zat-ı Ehad ve Samed’in cilve-i esmasının şuhuduna açık bir yol, müstakim bir cadde, parlak bir delil bulunduğunu sana gösterip tefhim ettirsin.
Evet, Kur’anın bu tarz-ı üslûbu cihetindeki meseli şöyledir ki: Bir adam, içinde güneşin bir timsalciği bulunan bir katreyi veyahut şemsin ziyasının renkleri içinde bulunan bir çiçeği sana gösterdikten sonra, hemen bilâ-mühlet gündüz ortasındaki güneşi sana irae etmek üzere başını kaldırtıp ona diktirir. Tâ ki, o cüz’î katre ve çiçekteki güneşçiğin timsaline nazarın saplanıp da, sana hal kesb-i müşevveşiyet etmesiyle, güneş senin zihninde küçülüp te, sen onun levazım-ı azametinin inkârına gitmeyesin.
Meselâ, Sure-i Yusuf’ta bir emr-i cüz’înin bahsi arkasında
كُلِّ ذِي عِلْمٍ عَلِيمٌ وَ فَوْقَ
der.
Hem Sure-i Hacc’da ..
مَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ الٓخ
.. ve Sure-i Nur’da
وَ اِذَا بَلَغَ الْاَطْفَالُ
dan tâ
وَاللّٰهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
e kadar.. hem Sure-i Ankebut’ta
وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ
den tâ
لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
e kadar.. ve emsali âyetler mezkûr davamızı te’kid etmektedirler.
***
Evet, Kur’anın bu tarz-ı üslûbu cihetindeki meseli şöyledir ki: Bir adam, içinde güneşin bir timsalciği bulunan bir katreyi veyahut şemsin ziyasının renkleri içinde bulunan bir çiçeği sana gösterdikten sonra, hemen bilâ-mühlet gündüz ortasındaki güneşi sana irae etmek üzere başını kaldırtıp ona diktirir. Tâ ki, o cüz’î katre ve çiçekteki güneşçiğin timsaline nazarın saplanıp da, sana hal kesb-i müşevveşiyet etmesiyle, güneş senin zihninde küçülüp te, sen onun levazım-ı azametinin inkârına gitmeyesin.
Meselâ, Sure-i Yusuf’ta bir emr-i cüz’înin bahsi arkasında
كُلِّ ذِي عِلْمٍ عَلِيمٌ وَ فَوْقَ
der.
Hem Sure-i Hacc’da ..
مَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ الٓخ
.. ve Sure-i Nur’da
وَ اِذَا بَلَغَ الْاَطْفَالُ
dan tâ
وَاللّٰهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
e kadar.. hem Sure-i Ankebut’ta
وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ
den tâ
لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
e kadar.. ve emsali âyetler mezkûr davamızı te’kid etmektedirler.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi