Mesnevî-i Nurîye(Bd.) - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Mesnevî-i Nurîye(Bd.) - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
اِعْلَمْ
Ey kardeş bil ki: Sivrisinek, örümcek ve pire ve emsali gibi küçük mahluklar; fil, camus ve deve gibi büyük mahluklardan zekâca, cezalet-i hilkatça ve kıymet-i san’atça çok mertebe daha yüksek oldukları halde, bunların o büyüklere muhalif olarak ömürlerinin noksanlığı ve zâhiren faidesizlik ve menfaatsizlikleri ise, Saniin hilkat-ı eşyada hiçbir külfeti, mualeceti ve zorluğu olmadığına, belki
كُنْ
diye emreder etmez vücuda geldiğine, hem hiçbir şey ona hükmetmeyen bir Fail-i Muhtar olup istediği şeyi, istediği şekilde yapabildiğine delâlet eden bâhir bir bürhan, nuranî bir âyettir.
***
اِعْلَمْ
Ey kardeş bil ki; bir hababın (yani kabarcığın) içindeki güneşçik, nasılki güneşten bir cüz’dür. Öyle de aynı zamanda bir cüz’îsidir. Çünkü o, güneşin mahiyet-i asliyesi olmaksızın hüviyet-i zılliyesiyle bir güneştir.
Demek o güneşçik, (bu mahiyetiyle) ne güneşin aynısıdır, ne de gayrısı… Öyle ise güneşin ziyasın almakta, bütün dünya iştirak etse bile, o hababın hissesinden hiçbir şeyi noksan etmezler. Kâinatın umumu iştirak etmiş veya kendisi tek olarak mukabil kalmış, güneşin ifazası ve hababın tenevvürü cihetinden bir fark olmaz. Öyle ise o habab, diyebilir: Güneş tamamen benimdir ve benim içindir ve bana müteveccihtir.
***
اِعْلَمْ
Ey kardeş bil ki; bir şey ‘Zâhir’ isminin azîm ve vasi’ olan dairesinden uzaklaşıp küçüldükçe, ‘Bâtın’ ism-i şerifinin nisbî veya hakikî dairesine yakınlaşıp, hududuna girer.
Evet Cenab-ı Hak, herşeyin her tarafını kendi esma-i hüsnasıyla muhittir. Fakat insan, kendi cüz’î, mahdud, mukayyed ve fani zihniyle yalnız kendisine taalluk eden ölçüye göre, Cenab-ı Hakk’ın azametine ve
Ey kardeş bil ki: Sivrisinek, örümcek ve pire ve emsali gibi küçük mahluklar; fil, camus ve deve gibi büyük mahluklardan zekâca, cezalet-i hilkatça ve kıymet-i san’atça çok mertebe daha yüksek oldukları halde, bunların o büyüklere muhalif olarak ömürlerinin noksanlığı ve zâhiren faidesizlik ve menfaatsizlikleri ise, Saniin hilkat-ı eşyada hiçbir külfeti, mualeceti ve zorluğu olmadığına, belki
كُنْ
diye emreder etmez vücuda geldiğine, hem hiçbir şey ona hükmetmeyen bir Fail-i Muhtar olup istediği şeyi, istediği şekilde yapabildiğine delâlet eden bâhir bir bürhan, nuranî bir âyettir.
اِعْلَمْ
Ey kardeş bil ki; bir hababın (yani kabarcığın) içindeki güneşçik, nasılki güneşten bir cüz’dür. Öyle de aynı zamanda bir cüz’îsidir. Çünkü o, güneşin mahiyet-i asliyesi olmaksızın hüviyet-i zılliyesiyle bir güneştir.
Demek o güneşçik, (bu mahiyetiyle) ne güneşin aynısıdır, ne de gayrısı… Öyle ise güneşin ziyasın almakta, bütün dünya iştirak etse bile, o hababın hissesinden hiçbir şeyi noksan etmezler. Kâinatın umumu iştirak etmiş veya kendisi tek olarak mukabil kalmış, güneşin ifazası ve hababın tenevvürü cihetinden bir fark olmaz. Öyle ise o habab, diyebilir: Güneş tamamen benimdir ve benim içindir ve bana müteveccihtir.
اِعْلَمْ
Ey kardeş bil ki; bir şey ‘Zâhir’ isminin azîm ve vasi’ olan dairesinden uzaklaşıp küçüldükçe, ‘Bâtın’ ism-i şerifinin nisbî veya hakikî dairesine yakınlaşıp, hududuna girer.
Evet Cenab-ı Hak, herşeyin her tarafını kendi esma-i hüsnasıyla muhittir. Fakat insan, kendi cüz’î, mahdud, mukayyed ve fani zihniyle yalnız kendisine taalluk eden ölçüye göre, Cenab-ı Hakk’ın azametine ve
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi