Mesnevî-i Nurîye(Bd.) - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
Mesnevî-i Nurîye(Bd.) - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
İşte “Sünnetullah” tabir edilen, kâinatta cereyan eden bu sırlı uzun düsturdandır ki: İşsiz, tenbel, istirahatla yaşayan ve rahat döşeğinde uzananlar, ekseriyetle sa’yeden ve çalışanlardan daha ziyade zahmet ve sıkıntı çekerler. Çünki daima işsizler ömürlerinden şikayet eder; eğlenceler ile çabuk ömürlerinin geçmesini isterler. Sa’yedenler ve çalışanlar ise; şâkirdirler, hamdederler. Ömürlerinin geçmesini istemezler.
اَلْمُسْتَرِيحُ الْعَاطِلُ شَاكٍ مِنْ عُمْرِهِ وَ السَّاعِيُ الْعَامِلُ شَاكِرٌ
küllî düsturdur. Hem o sır iledir ki: “Rahat zahmette, zahmet rahattadır.” cümlesi darb-ı mesel olmuştur.
Evet cemadata dikkatle nazar edilse; bilkuvve yalnız istidat ve kabiliyet cihetinde nakıs kalıp inkişaf etmeyenlerin, gayet bir içtihad ve sa’y ile inbisat edip bilkuvveden bilfiil suretine geçmelerinde, mezkûr sünnet-i İlahiye düsturlarıyla bir tavır görünüyor. Ve o tavır işaret eder ki; o vazife-i fıtriyede bir şevk ve o mes’elede bir lezzet vardır. Eğer o camidin umumî hayattan hissesi varsa, şevk kendisinin olur; yoksa o camidi temsil eden, nezaret eden şeye aittir. Hattâ bu sırra binaen denilebilir: Latif ve nazik su incimad emrini aldığı vakit, öyle şiddetli bir şevk ile emre imtisal eder ki, demiri şak eder, parçalar. Demek bürudet ve taht-es sıfır soğuğun lisanıyla ağzı kapalı demir kaptaki suya “genişlen!” emr-i Rabbanîsi tebliğ edilince, şiddet-i şevk ile kabını parçalar, demiri bozar, kendisi buz olur. Ve hakeza!.. Herşeyi buna kıyas et ki, Güneşlerin deveranından ve seyr ü seyahatından tut, tâ zerrelerin mevlevî gibi devretmelerine ve dönmelerine ve ihtizazlarına kadar kâinattaki bütün sa’y ü hareket, kanun-u kader-i İlahî üzerine cereyan ediyor. Ve dest-i kudret-i İlahiyeden sudûr eden ve irade ve emir ve ilmi tazammun eden emr-i tekvinî ile zuhur eder. Hattâ herbir zerre, herbir mevcud, herbir zîhayat, bir nefer askere benzer ki; orduda muhtelif dairelerde, o neferin ayrı ayrı nisbetleri, vazifeleri olduğu gibi; herbir zerre ve herbir zîhayatın dahi öyledir. Meselâ senin gözünde bir zerre, gözün hüceyresinde ve gözde ve asab-ı vechiyede ve bedenin Şerayin tabir edilen damarlarında, birer nisbeti ve o nisbete göre birer vazifesi ve o vazifeye göre birer faidesi vardır. Ve hakeza herşeyi ona kıyas et. Buna binaen herbir şey, bir Kadir-i Ezelî’nin vücub-u vücuduna iki cihetle şehadet eder:
اَلْمُسْتَرِيحُ الْعَاطِلُ شَاكٍ مِنْ عُمْرِهِ وَ السَّاعِيُ الْعَامِلُ شَاكِرٌ
küllî düsturdur. Hem o sır iledir ki: “Rahat zahmette, zahmet rahattadır.” cümlesi darb-ı mesel olmuştur.
Evet cemadata dikkatle nazar edilse; bilkuvve yalnız istidat ve kabiliyet cihetinde nakıs kalıp inkişaf etmeyenlerin, gayet bir içtihad ve sa’y ile inbisat edip bilkuvveden bilfiil suretine geçmelerinde, mezkûr sünnet-i İlahiye düsturlarıyla bir tavır görünüyor. Ve o tavır işaret eder ki; o vazife-i fıtriyede bir şevk ve o mes’elede bir lezzet vardır. Eğer o camidin umumî hayattan hissesi varsa, şevk kendisinin olur; yoksa o camidi temsil eden, nezaret eden şeye aittir. Hattâ bu sırra binaen denilebilir: Latif ve nazik su incimad emrini aldığı vakit, öyle şiddetli bir şevk ile emre imtisal eder ki, demiri şak eder, parçalar. Demek bürudet ve taht-es sıfır soğuğun lisanıyla ağzı kapalı demir kaptaki suya “genişlen!” emr-i Rabbanîsi tebliğ edilince, şiddet-i şevk ile kabını parçalar, demiri bozar, kendisi buz olur. Ve hakeza!.. Herşeyi buna kıyas et ki, Güneşlerin deveranından ve seyr ü seyahatından tut, tâ zerrelerin mevlevî gibi devretmelerine ve dönmelerine ve ihtizazlarına kadar kâinattaki bütün sa’y ü hareket, kanun-u kader-i İlahî üzerine cereyan ediyor. Ve dest-i kudret-i İlahiyeden sudûr eden ve irade ve emir ve ilmi tazammun eden emr-i tekvinî ile zuhur eder. Hattâ herbir zerre, herbir mevcud, herbir zîhayat, bir nefer askere benzer ki; orduda muhtelif dairelerde, o neferin ayrı ayrı nisbetleri, vazifeleri olduğu gibi; herbir zerre ve herbir zîhayatın dahi öyledir. Meselâ senin gözünde bir zerre, gözün hüceyresinde ve gözde ve asab-ı vechiyede ve bedenin Şerayin tabir edilen damarlarında, birer nisbeti ve o nisbete göre birer vazifesi ve o vazifeye göre birer faidesi vardır. Ve hakeza herşeyi ona kıyas et. Buna binaen herbir şey, bir Kadir-i Ezelî’nin vücub-u vücuduna iki cihetle şehadet eder:
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi