İşârat-ül İ'caz(Bd.) - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
İşârat-ül İ'caz(Bd.) - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
bazıları, (3) o tabirden, cümhûrca bilinen “Seba-i Seyyare” denilen yıldızları fehmeder. Daha diğer bir kısımda (4) bu lafızdan; Manzume-i Şemsiyye dairesi içerisinde olarak esir maddesinin yedi tabakasını anlar.. Ve bazılarıda, (5) bu
سَبْعَ
lafzından; bizim şu meşhud Manzûme-i Şemsiyemizle beraber, yedi tane manzumelerin var olduğunu fehmeyler. Daha başka bir kısım da, bu kelimeden; teşkilatlandırıldığında –az üste geçtiği üzere– esir maddesinin yedi tabakaya ayrıldığını anlar. Daha başka(6) taifeside, bu ta’birden; şu güneş lambaları ve sabit yıldız misbahlarıyla tezyin edilmiş tarzda görünen bütün semavatı tek bir sema sayarak, bunu da: “Dünya semasıdır” deyip; daha onun fevkinde ve ötesinde ve görünmeyen altı kat semavat daha vardır diye anlar. Amma yüksek bir tabaka-i insaniyye ise, bu tabirden yedi kat semavatın yalnız âlem-i şehadete münhasır olmayıp, belki dünyevî, uhrevî ve gaybî gibi alemlerdeki ayrı ayrı hilkat tabakalarını tasavvur eyler. Demek ki; her bir tabaka-i insaniyye isti’dadı kadarıyla feyz-i Kur’andan istifa eyleyebiliyor.. Ve onun sofrasından hissesini alabiliyor. Evet, Kur’an-ı Hakîm, bütün bu görüş ve anlayışlara muhit ve müştemil bulunmaktadır.
---------------(((---------------
Şimdi ayetin cümlelerinin tahliline bakıyoruz.
İşte ayetin şu birinci cümlesi:
هُوَالَّذِي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِيالْاَرْضِ جَمِيعًا
nın nazm ve dizilişi “Beş vech” iledir.
irinci Vecih: Bundan önceki ayet, hayat ve vucûd ni’metine dair keyfiyete işaret eylemiş.. bu ayet ise, beka ni’metine ve onun sebeblerine işaret etmektedir.
�kinci Vech: Vaktaki evelki ayet, beşerin için en yüksek mertebeyi, yani Hak Tealaya rücû’ mertebesini isbat eyledi. Sami’in zihni hemen sual sormak üzere intibaha geldi ve sordu: “Şu zelil insanın bu yüksek mertebeye ve âli dereceye istidadı nereden?. Olsa olsa, belki Allah u Tealanın fazlı ve cezbiyle olabilir?.
سَبْعَ
lafzından; bizim şu meşhud Manzûme-i Şemsiyemizle beraber, yedi tane manzumelerin var olduğunu fehmeyler. Daha başka bir kısım da, bu kelimeden; teşkilatlandırıldığında –az üste geçtiği üzere– esir maddesinin yedi tabakaya ayrıldığını anlar. Daha başka(6) taifeside, bu ta’birden; şu güneş lambaları ve sabit yıldız misbahlarıyla tezyin edilmiş tarzda görünen bütün semavatı tek bir sema sayarak, bunu da: “Dünya semasıdır” deyip; daha onun fevkinde ve ötesinde ve görünmeyen altı kat semavat daha vardır diye anlar. Amma yüksek bir tabaka-i insaniyye ise, bu tabirden yedi kat semavatın yalnız âlem-i şehadete münhasır olmayıp, belki dünyevî, uhrevî ve gaybî gibi alemlerdeki ayrı ayrı hilkat tabakalarını tasavvur eyler. Demek ki; her bir tabaka-i insaniyye isti’dadı kadarıyla feyz-i Kur’andan istifa eyleyebiliyor.. Ve onun sofrasından hissesini alabiliyor. Evet, Kur’an-ı Hakîm, bütün bu görüş ve anlayışlara muhit ve müştemil bulunmaktadır.
---------------(((---------------
Şimdi ayetin cümlelerinin tahliline bakıyoruz.
İşte ayetin şu birinci cümlesi:
هُوَالَّذِي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِيالْاَرْضِ جَمِيعًا
nın nazm ve dizilişi “Beş vech” iledir.
irinci Vecih: Bundan önceki ayet, hayat ve vucûd ni’metine dair keyfiyete işaret eylemiş.. bu ayet ise, beka ni’metine ve onun sebeblerine işaret etmektedir.
�kinci Vech: Vaktaki evelki ayet, beşerin için en yüksek mertebeyi, yani Hak Tealaya rücû’ mertebesini isbat eyledi. Sami’in zihni hemen sual sormak üzere intibaha geldi ve sordu: “Şu zelil insanın bu yüksek mertebeye ve âli dereceye istidadı nereden?. Olsa olsa, belki Allah u Tealanın fazlı ve cezbiyle olabilir?.
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi