İşârat-ül İ'caz(Bd.) - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
İşârat-ül İ'caz(Bd.) - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
cihetidir denilmez diye bir şey yoktur. (Zira beşer istifadeyi şuûren idrak ediyor.)
ltıncı Nokta: üst kısımlarda tenbihi yapıldığı üzere; insan her ne kadar cismen küçük bir şey de olsa, mahiyeti itibariyle (yani ruh cevheri itibarıyla) büyüktür. Öyle ise, onun cüz’îce olan faidelenmesi küllîdir. O halde, hilkatte, ya da yaradılışın ille-i gaiyyesi insana atfedilmesinde abesiyet yoktur denilir.
İKİNCİ MESELE:
ثُمَّ
hakkındadır.
Bilmiş ol ki: bu ayet, yani
خَلَقَ لَكُمْ مَا فِيالْاَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ اسْتَوَي
اِلَي السَّمَاءِ
Ayetindeki
سثُمَّ
dünyanın yaradılışı göklerden evvel olduğuna delalet ediyor. Lâkin
وَ الْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحَيهَا
(Naziat/30) ayeti ise göklerin arzdan önce halkedildiğine delalet etmektedir. Amma
كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا
Enbiya/30) ayeti de, yerin ve göklerin beraber ve birlikte halk edilmiş olduklarına, sonrada birleşik oldukları bir maddeden inşikak edip ayrıldıklarına delalet ediyor.
Hem şunuda bilmiş olki: Şer’in nakliyatı,
{ Me’hazlar için bak: Risale-i Nur’un Kudsî Kaynakları –Badıllı– 2. Baskı sh: 434, sıra no: 141 −Mütercim−}
yani İslâm Şeriatı ilminde gelen rivayetler şöyle delalet ediyor, diyorlar ki: Cenab-ı Hak Teala kâinat ve mevcudatı halk ederken, evvela bir cevhereyi, yani maddeyi ve onun çekirdekiğini halk eylemiş... Sonra o cevhereye tecellî etmiş... Bu tecellî ile, o cevhere veya madde eriyerek yayılmış... Sonra ondan bir kısmını buhar, bir kısmınıda mayi’ kılmıştır. Sonra, yine bir tecelli-i İlahî ile o mayi’ olan kısım, kesafet peyda ederek köpük haline gelmiştir. Sonra o köpükten dünyayı, ya da yedi arz kürelerini halk
ltıncı Nokta: üst kısımlarda tenbihi yapıldığı üzere; insan her ne kadar cismen küçük bir şey de olsa, mahiyeti itibariyle (yani ruh cevheri itibarıyla) büyüktür. Öyle ise, onun cüz’îce olan faidelenmesi küllîdir. O halde, hilkatte, ya da yaradılışın ille-i gaiyyesi insana atfedilmesinde abesiyet yoktur denilir.
İKİNCİ MESELE:
ثُمَّ
hakkındadır.
Bilmiş ol ki: bu ayet, yani
خَلَقَ لَكُمْ مَا فِيالْاَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ اسْتَوَي
اِلَي السَّمَاءِ
Ayetindeki
سثُمَّ
dünyanın yaradılışı göklerden evvel olduğuna delalet ediyor. Lâkin
وَ الْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحَيهَا
(Naziat/30) ayeti ise göklerin arzdan önce halkedildiğine delalet etmektedir. Amma
كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا
Enbiya/30) ayeti de, yerin ve göklerin beraber ve birlikte halk edilmiş olduklarına, sonrada birleşik oldukları bir maddeden inşikak edip ayrıldıklarına delalet ediyor.
Hem şunuda bilmiş olki: Şer’in nakliyatı,
{ Me’hazlar için bak: Risale-i Nur’un Kudsî Kaynakları –Badıllı– 2. Baskı sh: 434, sıra no: 141 −Mütercim−}
yani İslâm Şeriatı ilminde gelen rivayetler şöyle delalet ediyor, diyorlar ki: Cenab-ı Hak Teala kâinat ve mevcudatı halk ederken, evvela bir cevhereyi, yani maddeyi ve onun çekirdekiğini halk eylemiş... Sonra o cevhereye tecellî etmiş... Bu tecellî ile, o cevhere veya madde eriyerek yayılmış... Sonra ondan bir kısmını buhar, bir kısmınıda mayi’ kılmıştır. Sonra, yine bir tecelli-i İlahî ile o mayi’ olan kısım, kesafet peyda ederek köpük haline gelmiştir. Sonra o köpükten dünyayı, ya da yedi arz kürelerini halk
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi