İşârat-ül İ'caz(Bd.) - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
İşârat-ül İ'caz(Bd.) - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
Hem yine o farklı kıyasta, şöyle gizli bir işarette vardır ki; İslâmiyet hiçbir zaman ehl-i dünyanın elinde ve ehl-i câh ve makam sahipleri yedinde tahakküm ve tegallübün vesilesi olmamış ve olmayacakdır da. Belki İslâmiyet, sair dinlere muhalif olarak, (Yani sair dinlerin bir kısım mensuplarının, o dini kendi enaniyet ve sultalarına alet etmeleri hilafına) ehl-i fakr ve zaruretin ellerinde daima hakkı ihkak vasıtası olmuştur. Evet, tarih bu hakikata alenen şehadet etmektedir.
Amma
اَلآاِنَّهºمْ هºمْ السُّفَهَٓºء
cümlesine gelince, bil ki: Kur’an-ı Hakîmin nifaka karşı gösterdiği şiddetler ve onun hakkında yaptığı teşni’leri fazlaca ileri sürmesindeki sebep; İslâm aleminin ekser bela ve musibetlerinin kaynağı nifağın nevilerinden gelmesindendir. Hem sonra tenbih ve îkazda kullanılan ³«! lafzı, münafıkların sefihliklerini herkesin başı üstünde tutup teşhir etmek ve umumun fikrini onların sefahetleri üstünde şahit tutmak içindir. Hem ³«! nın bu makama göre asıl manası, “bilmiyor musunuz ki onlar süfehadır. Yani ki; bunu böyle biliniz” dir.
Sonra, burada
اِنَّهºمْ
Deki
اِنَّ
mezkûr hakikatın ayinesi ve ona götüren vesilesidir. Adete şu
اِنَّ
lisan-ı remziyle der ki: “Hakikata müracaat ediniz, ta onların zahirî safsatalarının asılsızlığını bilesiniz.
Sonra,
هºمْ
lafzı da hasrı ifade eder ki; münafıkların kendi nefislerini temize çıkararak tebrie etmelerini red ve
كَمَٓ اٰمَنَالسُّفَهَٓºء
ile işaret ettikleri, mü’min insanlara sefihlik isnad etmelerini def’ etmek içindir. Yani, ayet der ki: “Asıl sefih ve ahmak odur ki; hevesat ve fanî keyfini ve onun lezzetlerini terk ile, bir bakî hayatı satın almak yerine; gurur, garaz ve fanî lezzet ve hasis menfaat yolunda ahireti terk edip bırakandır..” Ve
Amma
اَلآاِنَّهºمْ هºمْ السُّفَهَٓºء
cümlesine gelince, bil ki: Kur’an-ı Hakîmin nifaka karşı gösterdiği şiddetler ve onun hakkında yaptığı teşni’leri fazlaca ileri sürmesindeki sebep; İslâm aleminin ekser bela ve musibetlerinin kaynağı nifağın nevilerinden gelmesindendir. Hem sonra tenbih ve îkazda kullanılan ³«! lafzı, münafıkların sefihliklerini herkesin başı üstünde tutup teşhir etmek ve umumun fikrini onların sefahetleri üstünde şahit tutmak içindir. Hem ³«! nın bu makama göre asıl manası, “bilmiyor musunuz ki onlar süfehadır. Yani ki; bunu böyle biliniz” dir.
Sonra, burada
اِنَّهºمْ
Deki
اِنَّ
mezkûr hakikatın ayinesi ve ona götüren vesilesidir. Adete şu
اِنَّ
lisan-ı remziyle der ki: “Hakikata müracaat ediniz, ta onların zahirî safsatalarının asılsızlığını bilesiniz.
Sonra,
هºمْ
lafzı da hasrı ifade eder ki; münafıkların kendi nefislerini temize çıkararak tebrie etmelerini red ve
كَمَٓ اٰمَنَالسُّفَهَٓºء
ile işaret ettikleri, mü’min insanlara sefihlik isnad etmelerini def’ etmek içindir. Yani, ayet der ki: “Asıl sefih ve ahmak odur ki; hevesat ve fanî keyfini ve onun lezzetlerini terk ile, bir bakî hayatı satın almak yerine; gurur, garaz ve fanî lezzet ve hasis menfaat yolunda ahireti terk edip bırakandır..” Ve
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi