İşârat-ül İ'caz(Bd.) - İşaretler
Henüz işaret eklenmedi
İşârat-ül İ'caz(Bd.) - Notlar
Henüz not eklenmedi
-
Ara
-
Sayfaya git
-
Lügat göster/gizle
-
Kitap ekle
-
Kaydır
-
Fihrist
-
Geçmiş
-
Paylaş
-
Gece-Gündüz modu
-
Tefekkür aç/kapat
-
İşaretlerim
-
Notlarım
-
Toplama sistemi
-
Görüntülü sohbetler
-
Soru-cevaplar
-
Tarih dönüşümü
-
Yardım
-
Ayarlar
evaben sana denilirki: O imanın tafsilatını öğrenmekle mükellef değillerdir ki muhal lâzım gelsin.
Sonra, ayetteki
كَفَرُوا
Lafzının iradında bir fiil-i mazî vardırki; onlar hakkın ayan-beyan tebeyyününden sonra, küfrü kendi ihtiyarlarıyla seçmiş olduklarına işarettir. Bundan dolayı da inzarın artık faidesi olmaz diye işaret veriyor.
Ammaö
سَوَاءٌ
lafzı ise, bir mecazdırki der: “Ey Resul-ü Kerim! Senin onları korkutarak inzar etmen, faidesizlik içinde bir adem-i inzar gibidir.” Başka bir ifade ile: “Faidesizliğinden dolayı, ya da sahih olan bir inzarın adem-i vuku’undan ötürü, inzar etmemiş gibi olursun.” Yani: o durumda inzar etmek veya etmemek için mûcip bir sebep kalmaz ve yoktur.
Ammaö
عَلَيْهِمْ
de ise, şöyle bir îma vardır ki; onlar yere, dünyaya ebedî salıvermişler gibi yapışmışlardır da, başlarını kaldıramıyorlarki, âmirlerinin sözlerine kulak versinler.
Ayrıca
عَلَيْهِمْ
de şöyle bir remiz de vardır ki, lisan-ı remziyle der: “Ey Resûl-i kerim! tebliğ vazifesini yapmak veya yapmamak hususunda senin cânibinden müsavi değildir. Belki müsavilik ise, onlara göre faidesizlik cânibindendir. Çünki, tebliğde senin için hayır vardırki,
Sonra, ayetteki
كَفَرُوا
Lafzının iradında bir fiil-i mazî vardırki; onlar hakkın ayan-beyan tebeyyününden sonra, küfrü kendi ihtiyarlarıyla seçmiş olduklarına işarettir. Bundan dolayı da inzarın artık faidesi olmaz diye işaret veriyor.
Ammaö
سَوَاءٌ
lafzı ise, bir mecazdırki der: “Ey Resul-ü Kerim! Senin onları korkutarak inzar etmen, faidesizlik içinde bir adem-i inzar gibidir.” Başka bir ifade ile: “Faidesizliğinden dolayı, ya da sahih olan bir inzarın adem-i vuku’undan ötürü, inzar etmemiş gibi olursun.” Yani: o durumda inzar etmek veya etmemek için mûcip bir sebep kalmaz ve yoktur.
Ammaö
عَلَيْهِمْ
de ise, şöyle bir îma vardır ki; onlar yere, dünyaya ebedî salıvermişler gibi yapışmışlardır da, başlarını kaldıramıyorlarki, âmirlerinin sözlerine kulak versinler.
Ayrıca
عَلَيْهِمْ
de şöyle bir remiz de vardır ki, lisan-ı remziyle der: “Ey Resûl-i kerim! tebliğ vazifesini yapmak veya yapmamak hususunda senin cânibinden müsavi değildir. Belki müsavilik ise, onlara göre faidesizlik cânibindendir. Çünki, tebliğde senin için hayır vardırki,
Kitap Ekle
Risale-i Nur Kütüphanesi