Risale-i Nur Kütüphanesi
Ana içeriğe atla
Site logosu Risale-i Nur Kütüphanesi
Türkçe أرابكا
Kütüphane Vecizeler Android Yardım Sayfaları
Âyet-ül Kübra
Âyet-ül Kübra - Fihrist
  • ÂYET-ÜL KÜBRA
  • Mühim bir ihtar ve bir ifade-i meram
  • Mukaddeme
  • Âyet-ül Kübra
    • 1.Mertebe@Evet bu
    • 2.Mertebe@Sonra, dünya
    • 3.Mertebe@Sonra o seyahat
    • 4.Mertebe@Sonra o mütefekkir
    • 5.Mertebe@Sonra dağlar
    • 6.Mertebe@Sonra, o yolcu
    • 7.Mertebe@Sonra, seyahat
    • 8.Mertebe@Sonra o mütefekkir
    • 9.Mertebe@Sonra imanın
    • 10.Mertebe@Sonra, imanın
    • 11.Mertebe@Sonra kema
    • 12-13.Mertebe@Sonra, pür
    • 14-15.Mertebe@Sonra âlem
    • 16.Mertebe@Sonra o dünya
    • 17.Mertebe@Sonra, bu
    • 18.Mertebe@Sonra, bir
    • 19.Mertebe@Sonra, dünyaya
  • İkinci Bâb
    • Birinci menzil@Beraber gittiler
      • Birinci Hakikat
      • İkinci Hakikat
      • Üçüncü Hakikat
      • Dördüncü Hakikat
    • Ef'a ve Âsâr menzili@Sonra o sük
      • Birincisi
      • İkinci Hakikat
      • Üçüncü Hakikat
        • Birinci Sır
        • İkinci Sır
      • Dördüncü Hakikat
      • Beşinci Hakikat
    • Üçüncü menzil@Sonra, o
      • Birinci Hakikat
      • İkinci Hakikat
      • Üçüncü Hakikat
      • Dördüncü Hakikat
    • SUAL - CEVAB
    • 23.Söz'ün 1.Mebhasının 4 noktası@İmanda
      • Birinci Nokta
      • İkinci Nokta
      • Üçüncü Nokta
      • Dördüncü Nokta
    • 32.Söz'den 2.Noktanın 2.Mebhası@Otuzikinci
    • TAKRİZ
    • Ceylan'ın müdafaasıdır
Âyet-ül Kübra - İşaretler

Henüz işaret eklenmedi

Âyet-ül Kübra - Notlar

Henüz not eklenmedi

  • Ara
  • Sayfaya git
  • Lügat göster/gizle
  • Kitap ekle
  • Kaydır
  • Fihrist
  • Geçmiş
  • Paylaş
  • Gece-Gündüz modu
  • Tefekkür aç/kapat
  • İşaretlerim
  • Notlarım
  • Toplama sistemi
  • Görüntülü sohbetler
  • Soru-cevaplar
  • Tarih dönüşümü
  • Yardım
  • Ayarlar
pek derin bir dere. Ben o köprünün üstünde bulunuyorum. Dünyayı da, her tarafı karanlık, kesif bir zulümat istila etmişti. Ben sağ tarafıma baktım; nihayetsiz bir zulümat içinde bir mezar-ı ekber gördüm, yani tahayyül ettim. Sol tarafıma baktım; müdhiş zulümat dalgaları içinde azîm fırtınalar, dağdağalar, dâhiyeler hazırlandığını görüyor gibi oldum. Köprünün altına baktım; gayet derin bir uçurum görüyorum zannettim. Bu müdhiş zulümata karşı sönük bir cep fenerim vardı. Onu istimal ettim, yarım yamalak ışığıyla baktım. Pek müdhiş bir vaziyet bana göründü. Hattâ önümdeki köprünün başında ve etrafında öyle müdhiş ejderhalar, arslanlar, canavarlar göründü ki; keşke bu cep fenerim olmasa idi, bu dehşetleri görmese idim, dedim. O feneri hangi tarafa çevirdim ise, öyle dehşetler aldım. "Eyvah! Şu fener, başıma beladır" dedim. Ondan kızdım; o cep fenerini yere çarptım, kırdım. Güya onun kırılması, dünyayı ışıklandıran büyük elektrik lâmbasının düğmesine dokundum gibi birden o zulümat boşandı. Her taraf o lâmbanın nuru ile doldu. Herşeyin hakikatını gösterdi. Baktım ki: O gördüğüm

 /  
219
Kitap Ekle